31 Mayıs 2012 Perşembe

Nihayet Gitti / Emre Belözoğlu Atletico Madrid'de

Bu ayrılığın gerçekleşeceği sezon ortasından belliydi aslında. Az çok futbolla ilgilenenler bu sebeple hiç şaşırmadı. Emre Belözoğlu, bugün itibariyle Atletico Madrid'e, kardeşi Arda'nın yanında. Tencere kapak birbirini buldu diyebiliriz yani...

Emre, aslında futbolculuk olarak bana göre Türkiye'de yetişmiş en yetenekli ve verimli futbolcu (buna gurbetçileri katmıyorum). Saha içinde topu ayağına aldığında harika işler yapabiliyor. Mücadelesiyle takıma kalite katıp bir özgüven aşılıyor. Ancak iş futbol dışı olaylara gelince onun yüzünden neler yaşandığını anlatmaya bile gerek yok. Bu ülkedeki kirli futbol ortamını daha da
kirletenlerden birisiydi neticede. Bana göre her hareketi şaibe içeriyordu. Zokora ile olan meselesi hakkında mahkeme kararıyla haber yasağı çıkarılması bile karanlık bir olaydı. Her kabahati nasıl olduysa sihirli bir el yardımıyla örtbas edildi. O sihirli eli biz biliyoruz tabii ama dillendirenin dilini koparıyorlar artık bu ülkede. O yüzden fazla da deşmeye gerek yok bazı şeyleri.

Netice itibariyle kendi açısından iyi bir transfer. Kim olursa olsun, Türkiye'de yetişip Avrupa'ya gitmek, üstüne üstlük tekrar Türkiye'ye dönüp 32 yaşını bulduktan sonra tekrar Avrupa'ya kalburüstü bir ligin kalburüstü bir kulübüne (son UEFA şampiyonu aynı zamanda) transfer yapabilmek büyük başarıdır. Zaten futbol olarak dediğim gibi kusursuza yakın bir adamdır Emre. Keşke kişiliği de futbolculuğu kadar üst düzey olabilseydi...

25 Mayıs 2012 Cuma

Yeni Milli Takım, Sercan Sararer ve Diğerleri

Dün akşamki milli maçın benim için ayrı bir önemi vardı. Uzun sayılabilecek bir süredir takip ettiğim ve bundan yaklaşık 1,5 sene önce blogda tanıtmaya çalıştığım Sercan Sararer de dün ilk kez milli takım forması giydi. Tabii onu ilk kez izleyenler için büyük bir sürpriz oldu diyebiliriz. İlk milli maçına çıkmasına rağmen çok rahat, soğukkanlı ve etkiliydi. Hamit Altıntop'un golünde asisti yaptı. En önemli özelliği olan dikine ve delici oyunundan güzel örnekler sergiledi. Ve bana kalırsa milli takım kanatları için (her iki kanatta, forvet arkasında ve en uçta oynayabiliyor) en önemli alternatiflerden biri olacağının sinyalini verdi. Böylesine çok yönlü bir oyuncuya zaten ihtiyaç da vardı. Şimdi her gün yeni bir Süper Lig takımına transfer edilişini izleriz basında. Oysa marifet, onu geçen sezonun sonunda görüp alabilmekti. 

Sercan Sararer'le ilgili blogda çıkmış eski yazıları bir kez daha paylaşalım:



Milli takımın geri kalanına gelecek olursak, uzun süredir izlediğimiz en heyecan verici takımla karşı karşıya olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Mert Günok'tan Mustafa Pektemek'e, Hamit Altıntop'tan Ömer Toprak'a ve hatta benim sık sık eleştirdiğim Arda
Turan'a kadar çok mücadeleci ve etkili bir milli takım gördük. Takımda en çok aksayan taraf Serdar Kurtuluş'un oynadığı sağ bek ve İsmail Köybaşı'nın yer aldığı sol bek mevkileriydi. Ki buralar için Gökhan Gönül, Hakan Balta, Hasan Ali Kaldırım gibi çözümler mevcut. Yine de Serdar'la İsmail'in bu takıma adapte edilmeleri çok iyi olur.

Takımda en beğendiğim oyunculardan biri de Mustafa Pektemek'ti. Özellikle Nuri Şahin'in golünde topu kafasıyla indirişi, uzun süredir bir yerli santrfordan görmediğimiz güzellikte ve klastaydı. Mustafa Pektemek, bu kamp dönemini ve sezon  öncesi hazırlık kampını iyi geçirir, Beşiktaş'ın başına da ona güvenebilecek bir hoca gelirse kendinden beklenen çıkışı artık yapabilir. Ki yaşı itibariyle de bundan sonra düzenli olarak oynaması ve en azından bir adım ileri gidebilmesi lazım. Mustafa, bunun sinyalini dün akşam itibariyle vermiştir benim gözümde. 

Milli takımın en rahat olduğu bölgelerinden biri de kale hiç şüphesiz ki. Dün akşam Cenk'in sakatlanıp çıkmasıyla birlikte kaleye geçen Mert Günok, eminim ki maçı seyreden herkese güven verdi. Mert'i bilenler zaten ona güveniyordu ancak dünkü performansı birçok soru işaretini kaldırmıştır onun hakkında. Üstelik kale için Volkan Demirel, Tolga Zengin, Sinan Bolat ve hatta Onur Kıvrak gibi birçok alternatifimiz olduğunu da göz önünde bulundurmak lazım. 

Abdullah Avcı'nın dün yaptığı bir diğer doğru da Hamit Altıntop'u orta sahanın merkezinde görevlendirmesi oldu diyebiliriz. Yıllardır sağ bek ve sağ açık oynaması nedeniyle onun aslında bir merkez oyuncusu olduğunu unutmuştuk belki de. Ancak dün asıl mevkisine dönünce burada da ne kadar başarılı olduğunu ve orta sahada top hakimiyetine ne büyük bir katkı yapabileceğini gösterdi. Türkiye'ye gelir mi, gelirse hangi takıma gelir bilmiyorum ancak gittiği takıma sınıf atlatacağı kesin. 

Kısacası ben bu yeni milli takımdan umutluyum. İlerleyen dönemde, takım olma bilinci de yakalandıkça her şey çok daha güzel olacak. Elde alternatifli bir kadro var. Abdullah Avcı'nın bu malzemeden güzel bir yemek çıkaracağına dair umutlarım çok kuvvetli.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Lomana LuaLua Kardemir Karabükspor'da

Emenike'nin ayrılığının üzerinden bir sene geçti ve Kardemir Karabükspor, taklacı oyuncu ihtiyacını bugün itibariyle Lomana LuaLua ile doldurdu. 32 yaşındaki LuaLua, aslında futbolseverlerin bildiği bir isim. Her ne kadar son 2-3 sezonunu daha alt klasman takımlarda futbol oynayarak geçirmiş olsa da bundan önceki kariyerinde Newcastle United ve Portsmouth formalarıyla uzun yıllara yayılan bir Premier Lig tecrübesi var. 

LuaLua'dan biraz bahsetmek gerekirse, ilk olarak söylenecek olan şey, onun bir bitirici santrfor olmadığıdır. Zaten attığı gollere ilişkin rakamlardan da bunu anlayabiliyoruz. LuaLua daha ziyade ikili forvetin ikincisi ya da 4-3-3 türevi sistemlerde her iki kanadı
da kullanan forvet pozisyonunda oynuyor. Sürati ve adam geçme özelliği var. Topla arası iyi. Yumuşak bileklere sahip ve genelde plase gol vuruşları yapmayı seviyor. Göze hoş gelen goller izleyebiliriz kendisinden. Tabii fiziksel durumu önemli. Bildiğim kadarıyla önemli bir sakatlığı yok. Yani burada başına bir iş gelmediği sürece sezon boyu oynayabilir. Ancak kondisyonunun ne durumda olduğu çok önemli. Yukarıda da bahsettiğim gibi, son iki sezonu Nikoisa ve Blackpool'da geçirmiş olması bir handikap. Olympiakos yıllarında verimli olmuş diyebiliriz.

Ligimiz için ilgi çekici bir futbolcu olacağı kesin. Sosyal yönü kuvvetli bir insan. Afrika'daki açlığa karşı çeşitli çalışmalar içine girmiş. Shelton'la iki kanadı domine edebilirler. Zaman zaman ikinci forvet olarak sürpriz çıkışlar da yapabilir. Uzaktan enteresan gollerini izleyebiliriz. Şimdiden net yorum yapmak güç. Eğer fiziksel olarak sıkıtnısı yoksa lige renk katacak, Karabükspor'a da katkı sağlayacak bir transfer...

17 Mayıs 2012 Perşembe

Michael Skibbe Kardemir Karabükspor'da

Karabükspor nihayet teknik direktörünü buldu. Bugün anlaşıldığı açıklanan Michael Skibbe ismi çokça tartışılıyor ancak ben olumlu düşünen taraftayım. Skibbe Karabükspor'da rahat bir çalışma ortamı bulabilirse (ki Türkiye'de bu konuda en rahat kulüplerden biri Karabükspor'dur) çok iyi işler yapacaktır.

Öncelikle Skibbe konusundaki fikirleri Galatasaray'dan sonrası, Hertha Berlin'deki başarısız performansı ve Eskişehir'den sezon ortasında ayrılması ekseninde olanlar için hocadan biraz bahsetmek gerek. Michael Skibbe, yaşadığı sakatlık nedeniyle futbolu 23 yaşındayken bırakmak zorunda kalan ve bu şanssızlığın hemen ardından antrenörlüğe başlayan bir futbol adamı. İlk olarak
1987-89 yılları arasında Schalke 04 U17 takımını çalıştırdıktan sonra Borussia Dortmund alt yapısında göreve başlamış. 1998'le 2000 yılları arasında da henüz 32 yaşındayken Borussia Dortmund A takımını çalıştırmış. Skibbe, bu özelliği sayesinde Bundesliga'da çalışan en genç teknik direktör ünvanının da sahibi olmuş.

Borussia Dortmund'daki ikinci yılının ortasında istifa ettikten sonra Almanya Milli Takımı'nda Rudi Völler ile birlikte çalışmış. O dönemde Völler'in lisansı olmaması nedeniyle Skibbe Alman milli takım teknik direktörü pozisyonunda görünmüş. Burada dört yıl çalıştıktan sonra 2004 yılında kısa bir süreliğine Almanya U18 Milli Takımı teknik direktörlüğü yapmış. Sonrasında Bayer Leverkusen'in başına geçmiş. 

Zaten Türk futbolseverleri de kendisini asıl bu dönemden sonra tanımaya başladı diyebiliriz. Bayer Leverkusen'i çalıştırdığı dönemde Karl Heinz Feldkamp yönetimindeki Galatasaray karşısında çıktıkları UEFA Avrupa Ligi maçlarından galip ayrıldı ve bir sonraki sezon da sarı kırmızılı takımın teknik direktörlüğüne getirildi. Skibbe, burada fena bir görüntü çizmiyordu aslında. Özellikle Kewell, Arda, Lincoln ve Baros'tan kurulu hücum hattını çok iyi kullandı ve UEFA Avrupa Ligi'nde başarılı bir seri yakaladı. Ligde alınan kötü sonuçlar, Skibbe'nin sonunu getirdi. Biraz acele bir kararla gönderildi. O görevi bıraktığında takım halen Avrupa'da yoluna devam ediyordu. 

Galatasaray'dan sonra Eintracht Frankfurt'ta çalıştı. İlk sezon mütevazi kadrosuyla orta sıralarda yer aldı. İkinci sezona iyi başlasa da kötü bitirdi ve takım düşme hattındayken kovuldu. Geçen sezona Eskişehirspor'da başladı. Ligin ilk yarısı başlarken takım dördüncü sıraya kadar çıkmıştı ve Skibbe çok başarılıydı. Ardından yönetimle arasındaki problemler nedeniyle görevinden ayrıldı ve Bundesliga'da zor günler geçiren Hertha Berlin'in başına geçti. Burada yaklaşık 1-1,5 ay kadar çalışmasına rağmen hiç galibiyet alamayarak görevinden ayrıldı. Skibbe'nin Eskişehir'den ayrılmasını sağlayan süreç biraz farklı bilinir. Genelde para için Hertha'ya gittiği söylenegelir. Ancak Skibbe yönetimle yaşadığı sorunlar nedeniyle cebinden 250 bin avro ödeyerek Eskişehir'i bırakmıştır. Onun Es-Es'ten ayrılmasını sağlayan sürece bu linkten okuyabileceğiniz yazıda değinmiştim.

Şimdi de yolu Karabük'e düştü. Peki Skibbe Karabük'te ne yapar? Öncelikle şunu söylemek lazım. Karabük Skibbe için en uygun kulüplerden biri. Burada sadece takımının futboluna konsantre olacak. "Oyuncu para alamadığı için huzursuzluk çıkardı, yönetim takımı kendi kurdu" gibi saçmalıklarla uğraşmayacak. Tabii ki kadro yapısının değişmesi lazım. Eldeki kadro Skibbe için çok da uygun sayılmaz. Mehmet Yıldız'la, Mustafa Sarp'la olacak iş değil. Neticede Skibbe pasa dayalı futbol anlayışına sahip bir hoca. Bu bağlamda eldeki kadrodan Kağan Söylemezgiller, Birol Hikmet gibi oyuncuların yıldızı parlayabilir. Zaman içinde neler olacağını göreceğiz. Karabük'te kendisini iyi hissedeceğini tahmin ediyorum. Aynı kendi ülkesi gibi endüstrileşme sürecini tamamlamış, üreten bir şehirde yaşayacak. 

Karabük açısından baktığımızda da Skibbe doğru tercih gibi görünüyor. Sonuçta piyasada yeterli yerli alternatifler yoktu. Sadece Mesut Bakkal ve Ümit Özat gibi hocalar boştaydı. Onlar da Bülent Korkmaz'dan üstün hocalar değildi. Skibbe bu noktada en isabetli tercih oldu diyebiliriz.

Ayrıca geçen sezonun ortasında, Skibbe'nin Hertha'dan ayrıldığı dönemde kendisiyle ilgili bir yazı daha yazmış ve bir kehanette bulunmuştum. O kehanetimin tutması da ayrıca mutluluk verici. Yazıya bu linkten ulaşabilirsiniz.

15 Mayıs 2012 Salı

Sercan Sararer Milli Takımda!


Abdullah Avcı döneminin ikinci milli takım aday kadrosu bugün açıklandı. İlk açıklanan kadroyla benzerlikler var. Yeniler ve ilk kadroda olmayan bazı oyuncular da yer almış Abdullah Hoca'nın tercihlerinin arasında. 

Kaleciler: Volkan Demirel (Fenerbahçe), Sinan Bolat (Standard Liege) Cenk Gönen, Rüştü Reçber (Beşiktaş), Tolga Zengin (Trabzonspor)

Defans: Gökhan Gönül, Bekir İrtegün (Fenerbahçe), Egemen Korkmaz, İsmail Köybaşı (Beşiktaş) Semih Kaya (Galatasaray)
, Serdar Aziz (Bursaspor), Serdar Kurtuluş (Gaziantepspor), Hasan Ali Kaldırım (Kayserispor) Ömer Toprak (Bayer Leverkusen)

Orta saha: Emre Belözoğlu, Caner Erkin (Fenerbahçe) Selçuk İnan, Engin Baytar (Galatasaray), Olcan Adın (Trabzonspor), Alper Potuk (Eskişehirspor), Soner Aydoğdu (Gençlerbirliği), Hamit Altıntop, Nuri Şahin (Real Madrid), Arda Turan (Atletico Madrid), Gökhan Töre (Hamburg), Sercan Sararer (Greuther Fürth), Mehmet Ekici (Werder Bremen), Mehmet Topal (Valencia)

Forvet: Mustafa Pektemek (Beşiktaş), Burak Yılmaz (Trabzonspor), Tunay Torun (Hertha Berlin), Umut Bulut (Toulouse)

Görüldüğü gibi kadro oldukça geniş. Bu kadroda bana göre en önemli yenilik, bu sezon Bundesliga'ya çıkan Greuther Fürth'ün başarılı oyuncusu Sercan Sararer'in seçilmiş olması. Blogu takip edenler az çok bilir. Sercan Sararer, özel ilgi alanıma giren bir oyuncu. Yaşı 22 ama henüz değeri anlaşılmış değil. İleride adından çokça söz ettirecek. Forvet özellikleri de barındırmasına rağmen bu sezon ağırlıklı olarak sağ kanatta oynadı ve 34 maçta ürettiği 9 gol 13 asistle takımının şampiyonluğunda büyük pay sahibi oldu. Kupada da 5 maçta 4 gol attı ve takımıyla yarı final gördü. Kendisi hakkında henüz yıldızı bu kadar parlamadan önce bu linkten ulaşabileceğiniz tanıtım yazısını yazmıştım. Yanılmamış olduğumu görmek gerçekten mutluluk verici.

Kadroda beni şaşırtan isimlerden birisi de Emre Belözoğlu oldu. Özellikle Zokora ile yaşadığı olaydan sonra onu milli takımda bir daha görmeyeceğimizi düşünüyor ve umuyordum ancak yanıldım. Toplumun büyük kısmını hayal kırıklığına uğratan bir karar olduğunu düşünüyorum. Bir de kaptanlık bandını koluna geçerse olayların üzerine tüy dikilmiş olur. Emre Belözoğlu'nun milli takımda yer alması başlı başına bir tartışma konusudur şu dakikadan sonra. 32 kişilik listeye baktığımızda son milli maçına çıkacak olan Rüştü Reçber, Fenerbahçe'de son dönemde gösterdiği başarılı performansla milli formayı sonuna kadar hak eden Bekir İrtegün ve bir önceki kadroda yer almayan ancak tecrübeleriyle takıma çok şey verecek olan Hamit Altıntop, Volkan Demirel ve Egemen Korkmaz gibi isimlerin varlığı dikkat çekiyor. Olmalılar da zira... 


Bugün ayrıca A2 Milli Takım ve Ümit Milli Takım kadorları da açıklandı. Bu kadrolarda yine Oğuzhan Özyakup ve Ömer Bayram gibi isimler var. Jem Karacan muhtemelen sakatlığıdan dolayı bu kez çağırılmamış. Ümit Milli Takım'da benim en çok dikkatimi çeken isimler Serkan Kurtuluş ve Sercan Yıldırım oldu. Bu oyunculardan halen daha ümitli birilerinin varlığını görmek gerçekten ilginç. Ayrıca play off maçlarında Galatasaray'a önemli katkı yapan Aydın Yılmaz'ın da en azından A2 Milli Takım'da yer alması gerektiğini düşünüyorum. 

Bakalım milli takımdaki bu yenilenme, kabuk değiştirme çalışmaları neler getirecek bizlere. Şimdilik genel itibariyle doğru işler yapılıyor gibi bir görüntü var. Gürcistan, Finlandiya, Bulgaristan, Ukrayna ve Portekiz'le yapılacak olan maçların bir takım olma sürecinde bu gruba neler vereceğini hep beraber göreceğiz.

10 Mayıs 2012 Perşembe

Cüneyt Köz Dynamo Dresden'de


Bir süredir gündemde olan bir transferdi. Bundesliga 2 kulüplerinden Dynamo Dresden, Bayern Münih II'de forma giyen 19 yaşındaki Cüneyt Köz'ü Nisan ayı içinde denemeye almış ve beğenmişti. Bugün bu transferin sonuçlandığı açıklandı.

Savunmanın sağında ve ortasında görev alan genç futbolcu, önümüzdeki iki yıl boyunca Dynamo Dresden formasını giyecek. Aslında biraz acele etmiş gibi görünüyor. Bundesliga'ya yeni çıkan takımlar için düşünülebilirdi. O, transfer işini erkenden halledip
rahat etmeyi istedi belki de. Teknik direktör Loose ve sportif direktör Menze ile yaptığı konuşmaların bu kararında etkili olduğunu ve Dynamo'da kendisini geliştirebileceğini söylemiş. Umarız ki dediği gibi olur. Önümüzdeki sezon en az 20 maçta oynamalı ki bu transferi yaptığına değsin.

Cüneyt Köz'ün ayrıca Abdullah Avcı tarafından da sıkı şekilde takip edildiği ve milli takım için ikna edildiği söyleniyordu geçtiğimiz zaman diliminde. Yeni takımında göstereceği performans, Bayern patentli oyuncunun milli takımdaki geleceğini de belirleyecektir.

8 Mayıs 2012 Salı

Bülent Korkmaz Karabükspor'dan Ayrıldı


Bir süredir konuşulan ihtimaller gerçek oldu ve Karabükspor'la Bülent Korkmaz'ın yollarının ayrıldığı bugün açıklandı. Birçokları için sürpriz bir karar. Ancak Bülent Korkmaz bu durumun sinyalini daha sezon oynanırken vermişti. "Yönetim bu takıma yatırım yapmazsa seneye burada kalmanın bir anlamı yok" minvalinde açıklamalar yapmıştı. Hedefi büyütmek gerektiğinden bahsetmişti. Ki bence de doğru olan buydu. Sonuçta Karabükspor, ligde ekonomik olarak en rahat kulüplerden birisi konumunda. Oyuncuların alacakları zamanında ödeniyor. Vadesi geçmiş borç yok. Kardemir'in kulübe desteği var. Bu gibi avantajları iyi değerlendirip takımın hedefini büyütmek gerek. 

 Ancak ne var ki, son birkaç gündür hocanın kulüple yollarını ayıracağı konuşuluyordu. Bu akşam, sözleşmedeki opsiyonun kullanılmayacağı açıklandı. Tabii ki ilk etapta insan yönetime kızıyor. Hocanın istediği yatırımı yapmayacakları ve seneye de vasat kadroyla lige devam edip hedef büyütmeyeceklerini düşünüyor. Ancak durum biraz farklı. Benim  duyduğuma göre olay biraz da futbol anlayışıyla ilgili. Karabükspor'un, ligde kalmasını sağlayan maçlarını izleyenler hatırlarlar. Takım genelde geriden Mehmet
Yıldız'a şişirdiği toplarla sonuca gitmeye çalışıyordu. Doldur boşalt ile oynayan, daha çok motivasyonla hareket eden bir takım vardı sahada. Belki de o dönemde ihtiyaç buydu. Oyuncular buna göre seçilmişti. Yücel İldiz döneminde orta sahada tıkır tıkır pas yapan takım gitmiş, sürekli 40-50 metrelik paslarla oynayan bir takım gelmişti. Topu rakibe veriyor, maç boyunca defansif bir anlayış sergiliyorlardı. Sonuçta bu sistem başarılı oldu ve Karabükspor ligde kaldı. Ancak önümüzdeki sezon da aynı futbol anlayışıyla devam etmek demek, yine korkulu rüya görmek demekti ve yönetimle Korkmaz arasındaki uçurum da buradan doğdu.

Hocanın istediği oyuncnular muhtemelen yine aynı tarz oyunculardı. Bu bakımdan düşündüğümüzde ben yönetimin doğru bir karar aldığını düşünüyorum. Şimdi yapılması gereken, hiç vakit geçirmeden yeni bir teknik direktörle anlaşıp önümüzdeki sezonun takımını kurmak olmalı. Şu anda bu görev için uygun bir yerli aday yok. Boşta kalan belli başlı isimler var. Mesut Bakkal ve Ümit Özat mesela... Ancak onlar da kesinlikle yeterli değiller. Benim aklıma ilk etapta Carlos Carvalhal geldi. Onun haricinde Michael Skibbe'nin de başarılı olabileceğini düşünüyorum. Bu iki isim, Karabükspor kalibresinde takımlar için biçilmiş kaftandır. Takıma karakterli oyun oynatıp, hedef büyütebilirler. Her şeyden öte, takımla birlikte büyüyebilirler. Karabükspor'un ihtiyacı olan şey, kendisiyle birlikte büyüyecek bir teknik direktör neticede. Bülent Korkmaz da bu sayede başarılı oldu. Ligden düşülmesi halinde kariyeri bitebilirdi ancak o hem Karabükspor'u hem de kendi kariyerini kurtardı. Yeni gelecek hoca da takımla birlikte kendini yüceltecek bir isim olmalı ve Carvalhal'la Skibbe isimleri bana bu güveni veriyor.

Nasıl bir tercih yapılacağını ilerleyen zaman diliminde göreceğiz. Takımı ligde tutan Bülent Korkmaz, Karabük'te her zaman çok iyi şekilde anılacaktır ve anılmalıdır da. Ona her şey için teşekkürler ve ilerisi için başarılar dilemekten başka yapacak bir şey yok.