8 Haziran 2012 Cuma

Dany Nounkeu Galatasaray'da


Transfere sessiz bir giriş yapan ve günlerdir taraftarın beklentilerini karşılamadığı için eleştirilen Galatasaray, basında çıkan tüm haberlerin aksine, adının bir kez bile yan yana gelmediği Gaziantepsporlu Dany Nounkeu ile anlaştığını açıkladı bugün.

Dany ismi kimini memnun ederken, kimisini de pek tatmin etmedi. İki tarafın da kendilerine göre haklı sebepleri var. Ben, 26 yaşındaki Dany'nin yararlı olabileceğini düşünen taraftayım. Öncelikle Dany'nin bilindik özelliklerinden başlayalım. Dany, her şeyden öte süratiyle öne çıkan bir isim. Diğer Afrikalı savunma oyuncularında bulunan atletik yapıya o da sahip. Buna ek olarak ayağı da çok düzgün. Savunmadan oyun kurma bakımından çok üst düzey değil ama son dönemde gelen giden oyuncuları düşününce gayet iyi. 

Onunla ilgili eleştirilerin en çok odaklandığı, yer hiç şüphesiz ki Şampiyonlar Ligi için ne kadar yeterli olacağıyla ilgili tereddütlerden kaynaklı. Bu eleştirilere yüzde yüz haksız diyemem. Neticede Fransa ligi geçmişi güven veriyor ancak futbol hayatı boyunca çok üst düzey arenalarda boy göstermemiş. En azından bir Şampiyonlar Ligi, Dünya Kupası ya da Afrika Kupası görmemiş. Bu bakımdan ne gibi bir verim sağlayacağı şüpheli. Ayrıca kendisi yabancı kontenjanında yer alacağı için bir başka
yabancı savunma oyuncusu alınmayacağını da rahatlıkla öngörebiliriz. Bu durumda eğer bir yerli stoper alınmazsa Galatasaray'ın bu sezonki stoper rotasyonu Tomas Ujfalusi, Semih Kaya, Dany Nounkeu ve Gökhan Zan'dan oluşacak. Bu isimlere mecburiyet hallerinde stoper oynayabilen Hakan Balta ve Ceyhun Gülselam'ı da ekleyebiliriz. Bu rotasyon Şampiyonlar Ligi için ne derece yeterlidir? Ana soru bu... Şamoiyonlar Ligi'nde Dany-Ujfalusi ikilisini görebiliriz mesela. Bu gibi soruların cevaplarını lig başlayınca göreceğiz.

Ancak Dany'i sadece Semih'in alternatifi olarak görmemek lazım. O aynı zamanda Ujfalusi'nin de alternatifi. Galatasaray'ın geçen sezonki savunma kurgusunu gözümüzün önüne getirdiğimizde ilk hamleleri yapan stoper olarak Semih'i, Semih'ten seken topları temizleyen süpürücü oyuncu rolünde ise Ujfalusi'yi gördüğümüzü hatırlıyoruz. Ujfalusi, aynı bir öğretmen gibi Semih'i yönlendiriyor ve savunmaya liderlik ediyordu. Gaziantepspor'un geçen sezonun özellikle ikinci yarısındaki maçlarına baktığımızda ise savunmada Dany-Gilles Binya tandeminin oynadığını göreceğiz. Gilles Binya, normalde stoper olmayan, orta sahada savunmaya yönelik görev yapan ve çok da ahım şahım bir fiziğe sahip olmayan bir oyuncu. Onun bu süre zarfında stoper oynayabilmesi Dany kaynaklıydı. Dany de tıpkı Ujfalusi'nin Semih'i yönettiği gibi Binya'yı yönetiyordu. Savunmanın liderliğini ele almıştı. Üstün pozisyon bilgisi ona bu rolün biçilmesini sağlamıştı. Bu bağlamda 34 yaşındaki Ujfalusi'nin iyi bir alternatifi ve Galatasaray'ı bıraktığında belki de savunmadaki yerini de bırakabileceği bir isim olabilri Dany. 

Avantajlarından bahsettik ancak dezavantajları da var. Boyu biraz daha uzun olabilirdi. Ancak bu çok büyük bir sorun değil. Boyundan daha büyük sorun, kendisine olan aşırı güveni. Zaman zaman soğukkanlılığı abartıp topla oynarken tehlikeli alanlarda rakibine top kaptırabiliyor. Bu da kalesinde pozisyonlara ve hatta gollere sebep olabiliyor. Fatih Terim böyle hataları affetmeyecektir. Eğer Galatasaray'da bu hatayı çok değil, 2 kez yaparsa bir daha forma bulamaz.

Ancak ben tüm artıları ve eksileri bir arada düşününce Dany'nin iyi transfer olduğu kanaatine vardım. İlerleyen dönemde alınacak verimi göreceğiz.

7 Haziran 2012 Perşembe

Euro 2012 Başlıyor!

Süper ötesi ligimizin nihayete ermesinin ardından bu akşam itibariyle futbola olan hasretimizi Euro 2012 sayesinde dindirmeye başlıyoruz. Polonya ve Ukrayna'nın ev sahipliğinde yaklaşık 3 hafta boyunca gerçek futbola doymaya çalışacağız. 

Bugün oynanacak maçlarda ilk olarak ev sahiplerinden Polonya, saat 19:00'da Yunanistan'la oynarken, 21:45'te ise Rusya-Çek Cumhuriyeti maçını izleyeceğiz. Yarından itibaren de Hollanda ve Almanya gibi turnuvanın ağır topları sahneye çlıkacak. Favoriler
yine az çok belli. Almanya, İspanya ve Hollanda en ağır basan ülkeler. Tabii arada sürprizler de yaşayacağız.

Turnuvada gruplar şu şekilde olacak:

A Grubu
Çek Cumhuriyeti, Rusya, Polonya ve Yunanistan

B Grubu
Almanya, Danimarka, Hollanda ve Portekiz

C Grubu 
Hırvatistan, İrlanda, İspanya ve İtalya

D Grubu
Fransa, İngiltere, İsveç ve Ukrayna

Görüldüğü üzere en çetin grup B Grubu olacak. Turnuvanın en önemli favorilerinden ikisi bu grupta. Bunlardan birinin fire vermesi de ciddi bir ihtimal. Ayrıca C Grubu'ndan da bir sürpriz bekliyorum ben. İrlanda ve Hırvatistan, turnuvada adından söz ettirecek takımlar arasında yer alabilir. D Grubu ise eski günlerine dönmek isteyen İngiltere ve Fransa'yı karşı karşıya getiriyor. Bu iki ülke için bir fırsat var. Grubu geçip finale kadar ulaşmak isteyeceklerdir. Burada da güzel mücadeleler izleyeceğiz.

Önümüzde 3 haftalık bir süre var. Bakalım kimler parlayacak, kimlerin ışıltısı sönecek. Her şey bir yana, bize özellikle de son bir yıldır unuttuğumuz futbol heyecanını getirir umarım bu turnuva...

3 Haziran 2012 Pazar

Dirk Kuijt Fenerbahçe'de

Sezonun ilk bombası bugün itibariyle patlamış bulunuyor. Fenerbahçe, Dirk Kuijt ile anlaştığını açıkladı. Futbolcunun maliyetiyle ilgili çok fazla detay yok. Liverpool'a 1 milyon Euro ödendiğine dair bazı bilgiler var. Ki bu makul bir rakam. Ancak oyuncunun ne kadar alacağı şimdilik muamma. İlerleyen zaman diliminde öğreniriz.

Ancak maddiyatın da ötesinde Kuijt transferi çok anlamlı. Birincisi, Dirk Kuijt transferi benim için Harry Kewell transferine eşdeğer bir transferdir. Bir Galatasaraylı olarak, Dirk Kuijt gibi ortam görmüş bir futbolcuyu Türkiye'de izleyecek olmak beni heyecanlandırıyor. İkinci olaraksa, malum şike süreci devam ederken ve Türk takımlarının önümüzdeki sezon Avrupa kupalarına
katılamama riski söz konusuyken böyle bir transferi gerçekleştirmek, kimse kusura bakmasın ama cesaret işidir. Soruşturmada hiç adı geçmeyen Galatasaray, UEFA'nın kararını bekleyip transferi ağırdan alırken Fenerbahçe'nin böylesine büyük bir ismi, hem de her şeyin odak noktasındayken Türkiye'ye gelmeye ikna etmesi açık şekilde büyük iştir. Bu işin sonunda her şey Fenerbahçe'nin elinde de patlayabilir ancak ortada bir cesaret gerçeği olduğunu inkar etmemek lazım.

Öte yandan Dirk Kuijt saha içinde Fenerbahçe'ye neler getirir sorusu var. Dirk Kuijt, tecrübesi ve yaşadıklarıyla sahanın içine kalite katar. Futbol kalitesinin yanı sıra, örnek profesyonelliğiyle bir duruş katar. Saygınlık katar. Hücumun sağında ve ikinci forvet olarak oynamasıyla çok yönlülük katar. Yaşının 32 olmasına bakmamak lazım. Rahat 3 sene katkı verir takımına. Savnmayı hücumdan başlatma dürtüsü katar. Sürat katar...

İşin bir de telaffuz boyutu var. Çeşitli varyasyonlarını duyacağız. Kuyt, Kayt, Köyt... Artık Türk futbol spikerleri çoğunluk olarak hangisini benimserse...

Ayrıca, kendisiyle ilgili şöyle de bir yazı yer almış bu blogda bir zamanlar: 

2 Haziran 2012 Cumartesi

Sercan Sararer Transferi Üzerine Şimdilik Görünenler


Olduğu yerde uzun yıllardır kendi halinde duruyordu aslında Sercan Sararer. Performansı hep yukarıya doğru gidiyor, istikrarlı bir şekilde kendisini geliştiriyordu. Kendisi büyürken, yanında takımını da büyütüyordu. Derken, beklenmesi gereken başarı geldi ve Sercan Sararer'in sürüklediği Greuther Fürth, Bundesliga'ya yükselmeyi başardı. Sonrası malum. Abdullah Avcı tarafından yapılan bir milli takım daveti... Milli formayla çıkılan ilk maçta ortaya koyulan harika bir performans ve yeni yeni parlayan bir yıldız gördüğünde pirana balıkları gibi saldıran Süper ligimizin süper takımları...

22 yaşındaki futbolcu, milli takımdan davet almasa muhtemelen bu ilginin yarısını bile görmeyecekti. Onu fark edenler olmayacak mıydı peki? Muhakkak olurdu. Mesela Kayserispor'un sessiz sedasız Türkiye'ye getirdiği önemli ve isimsiz yeteneklerden birisi olabilirdi. Ya da Bursaspor, Eskişehirspor gibi takımlar onu kadrosuna katabilirdi. Ancak büyük takımlarımızın dikkatini çekmesi, milli takım vitrinine çıkmasıyla olabildi. Hoş, haberlere bakılırsa onu 1,5-2 yıldır izleyen takım temsilcilerimiz bile vardı ama onlara inanmamak gerektiğini artık söylemeye bile gerek yok. Sercan Sararer, eğer o kadar uzun süredir izleniyor olsaydı şimdiye kadar
en az beş kez transfer edilmişti. Ben kendisini bu blogdan ilk önerdiğim dönemlerde Transfermarkt'a göre değeri 150-200 bin Euro civarındaydı. Şimdi 1,5 milyon Euro'dan bahsediliyor. Ki bu para bile uygundur aslında onun yeteneği ve geleceği noktalar düşünüldüğünde.

Sercan'ı futbol olarak çok iyi tanısam da, karakteri hakkında pek bir bilgim yok açıkçası. Ancak bugün Kicker'de okuduğum bir haber, bu konunun da kafamda şekillenmeye başlamasını sağladı diyebiliriz. Sercan, eğer Kicker'deki demeci doğruysa (ki doğrudur, Kicker'den bahsediyoruz) gelecek seneyle ilgili planları hakkında şöyle bir açıklama yapmış:
"Bir yıl daha kulübümde kalmaya karar verdim. Eğer Bundesliga'da kendimi ispat edebilirsem, bana bütün kapıların açılacağına inanıyorum. Bundan sonra eğer iyi teklifler gelirse neden değerlendirmeyeyim?"
Gayet mantıklı bir düşünce. Tabii tüm bunları bir de sözleşmesinin önümüzdeki sezonun sonunda yani 2013 Mayıs ayında sona ereceği gerçeğiyle birlikte düşünürsek, Sercan'ın kendi açısından ne kadar doğru ve gerçekçi bir karar aldığını anlayabiliriz. Bu açıklamanın ardından eğer Sercan başka bir kulübe transfer gerçekleştirirse, bunun sebebi bitmek üzere olan sözleşme nedeniyle Fürth'ün para kazanmak için Sercan'ı başka bir kulübe satması olacaktır. Bu çok açık... 

Ancak vurgulanması gereken çok önemli bir nokta var. Sercan Sararer ve benzerlerini çok daha düşük maliyetli şekilde bulmak mümkün. Tek yapılması gereken, istikrarlı bir şekilde Avrupa liglerini takip etmek. Bunu yukarıda da bahsettiğim gibi Kayserispor çok başarılı şekilde yürütüyor. Tabii ki her aldıkları gurbetçiden verim alamıyorlar. Madeni keşfediyorlar ancak işleyemedikleri zamanlar da oluyor. Ancak Türkiye'ye getirdikleri hiçbir oyuncunun da boş oyuncu olmadığı gerçeğini kabul etmek lazım. Avrupa'da başarı arayan ve futbolcuların pahalılığından yakınan büyük kulüplerin de bunu yapması mümkün. Yeter ki doğru planlama ve organizasyon yapılsın. Doğru kişiler doğru zamanlarda doğru yerlerde bulunursa daha çok Sercan'lar çıkacaktır.