25 Ağustos 2012 Cumartesi

Nuri Şahin Liverpool'da



Yılan hikayesine dönen transfer nihayet bugün bir sonuca ulaştı ve Liverpool, Nuri Şahin'in kiralanması konusunda Real Madrid'le anlaştığını resmi siteden duyurdu. Nuri için bir süredir Arsenal da konuşuluyor, hatta futbolcunun Arsenal tişörtüyle fotoğrafları da (photoshop da olabilir tabii) internette dolaşıyordu.

Nuri'nin yaptığı bu tercihin kendisine nasıl katkılar sağlayacağını ilerleyen dönemde hep birlikte göreceğiz. Mourinho, onun gelişimini sürdürüp, ekstra özellikler kazanabilmesi için Premier Lig'de oynaması gerektiğini söylemişti geçen hafta. Üstelik Liverpool'un yeni teknik direktörü Brendan Rodgers ile Chelsea'de de beraber çalıştığı ve benzer futbol anlayışlarına sahip olduğu
için, Nuri'ye Liverpool'u açık açık tavsiye bile etmişti. Futbolcunun tercihinde bu gibi etkenlerin de etkili olduğunu düşünüyorum.

Öte yandan Nuri Şahin'in yapı itibariyle Premier Lig'de oynayamayacağını ve oradaki fizik mücadele arasında kaybolacağını savunan bir görüş de var ortada. Neticede Nuri öyle topu alıp dripling yapan, omuz omuza mücadeleye çok fazla girişen bir oyuncu değil. Daha çok aklı ve futbol bilgisiyle orta sahada oyunu yönlendiren bir beyin niteliğinde. Bu bakımdan, yıllarca Premier Lig'de oynamış ve büyük saygı görmüş Tugay Kerimoğlu ile de benzeşiyorlar aslında. Benim görüşüme göre Nuri'den ikinci bir Tugay Kerimoğlu kariyeri neden beklenmesin?

Ben iyi bir transfer olduğunu düşünüyorum Nuri Şahin açısından. Ayrıca bu genç yaşta kariyerine Borussia Dortmund, Feyenoord, Real Madrid ve Liverpool gibi takımları sığdırmış olması da ilginç bir ayrıntı. İlerleyen zamanda resim daha da netleşir ve biz daha somut yorumlar yapabiliriz.

24 Ağustos 2012 Cuma

2012-2013 Sezonuna Başlarken Bundesliga'daki Gurbetçiler


Bana göre Avrupa'nın en keyifli ligi olan Bundesliga bugün nihayet başlıyor. Her sezon olduğu gibi, ligde yine birçok gurbetçi futbolcu sahne alacak. Kimisi takımlarının hedeflerine ulaşmasını sağlamakta kilit rol alırken, kimi de bu arenada ilk kez sahne alacak. Bu sezon Bundesliga takımlarının kadrolarında yer alan gurbetçileri kısaca tanıyalım o halde...

2012-2013 sezonunda en çok dikkat çekecek gurbetçiler yine İlkay Gündoğan, Mehmet Ekici, Ömer Toprak, Serdar Taşçı ve Eren Derdiyok olacaktır. Tunay Torun, Yunus Mallı, Tolgay Arslan ve Tolga Ciğerci gibi birkaç senedir Bundesliga takımlarının kadrosunda yer almalarına rağmen düzenli forma şansı bulamayan gurbetçiler bu sezon yerlerini sağlamlaştırmaya çalışacaklar. Sercan Sararer ve Emre Can ise ligde ilk kez sahne alıp önemli çıkış yapmaya aday isimler... Tüm bunların dışında Samed Yeşil
, Deniz Ayçiçek, Levent Ayçiçek, Özkan Yıldırım, Tayfun Pektürk, Aykut Özer, Ali Osman Aydın ve Tuğrul Erat da takımların kadrosunda olup, her an forma bekleyecek olan gurbetçiler olarak dikkat çekiyor.



Borussia Dortmund'da geçen sezon pek iyi bir başlangıç yapamasa da sonradan takıma oturan ve şampiyonluk yaşayan İlkay Gündoğan, bu sezon futbolunu bir adım ileri götürmeye çalışacak. Zira bunu başarabilirse gelecek sezon takım ya onun üzerine kurulur, ya da daha üst düzey bir takıma transfer olur. Joachim Löw'ün takımında alacağı rol de cabası... Bu yıl istikrar arayacak bir diğer oyuncu da Mehmet Ekici olacak. Bayern çıkışlı oyuncu, Werder Bremen'e transfer olduğu günden bu yana sakatlıklarla boğuştu ve performans olarak kimseyi tatmin edemedi. Geçen sezonun sonlarına doğru yaşadığı çıkışı bu sezon devam ettirip takımın yeni Mesut Özil'i, yeni Diego'su yakıştırmalarını hak etmeye çalışacak. Sezonun önemli isimlerinden birisi de Bayer Leverkusen'in savunma oyuncusu Ömer Toprak olacak. Ömer, Daniel Schwaab ve Philipp Wollschied ile gireceği forma savaşından galip çıkar mı bilemeyiz ancak kariyerini bir adım ileriye götürmek istiyorsa ne yapıp edip ilk 11'in değişmezlerinden olmalı. Stuttgart'ın kaptanı Serdar Taşçı için de kırılma sezonu olabilir bu yıl. Serdar artık 25 yaşına geldi ve Stuttgart'ta kalıp bayrak adamlığa devam etmekle çıtayı yükselterek daha büyük hedefleri olan bir takıma gitme arasındaki seçimi muhtemelen sezon sonunda yapacaktır. Geçtiğimiz sezonu Bayer Leverkusen'de geçirdikten sonra yaz aylarında Hoffenheim'a transfer olan Eren Derdiyok ise, yeni takımında gollerine devam etme amacında olacak.


Geçtiğimiz sezon Hertha Berlin'de aradığı ortamı bulamayan ve artık Bundesliga'da şansını iyiden iyiye zorladığını düşündüğüm Tunay Torun, yeni takımı Stuttgart'ta göstereceği performansla olası Türkiye kariyerini biraz daha ötelemeye çalışacak. Abdullah Avcı'nın en güvendiği oyunculardan biri olan Tunay, potansiyelini gösterebilir ve istikrar sağlarsa bu sezon adından çok söz ettirebilir. Ancak kendisine bakması ve kilo almaması gerekiyor. Ki daha önce bu kilo sorunu başına epey dert açmış ve sakatlık dönemlerinin uzamasına sebep olmuştu. Mainz'ın 20 yaşındaki orta saha oyuncusu Yunus Mallı, geçen sezon zaman zaman süre almış ve umut vermişti. Bu sezon artık takıma yerleşme zamanı. Eğer bunu başarıp süreklilik sağlarsa seneye çok daha başka yerlerde olacaktır. Borussia Mönchengladbach'ın Wolfsburg'tan kiralık oyuncusu Tolga Ciğerci de aynı Yunus gibi bu sezon çıkış arayacak genç oyunculardan. Wolfsburg'ta iki sezon önce gösterdiği başarılı performans ve geçirdiği ağır sakatlığın ardından yeni yeni toparlanan Ciğerci, Bundesliga'da yeni bir Sami Khedira etkisi gösterme potansiyeline sahip. Hamburg'un hücuma dönük orta saha oyuncusu Tolgay Arslan da son şansını değerlendirmeye çalışanlardan. Geçtiğimiz sezona kadar Türkiye U21 Milli Takımı'nda forma giyerken imkansız bir hevese kurban giderek tercihini bir anda Almanya'dan yana değiştiren Tolgay, bu sezon da takıma giremezse önümüzdeki sezonu Bundesliga 2'de ya da o beğenmediği Türkiye'de geçirebilir.


Sezonun en önemli çıkışını beklediğim futbolcu, bu blogda daha önce de defalarca kez hakkında yazı yazdığım Sercan Sararer... Sercan, Greuther Fürth formasıyla nihayet Bundesliga'da sahne alıyor. Tahminim o ki, bir sakatlık sorunu yaşamazsa sezon sonunda büyük Bundesliga takımları tarafından kapışılacaktır. Oysa geçen sezon 500 bin avroya bile alınabilirdi. Bir diğer çıkış beklediğim oyuncu da Emre Can. Emre, Bayern alt yapısından yetişip yine bu takımın kadrosunda yer alan bir isim. Sezon öncesi Bayern'in kupa maçlarında da yer aldı. 18 yaşındaki futbolcunun sezon içinde de ciddi süre alması sürpriz olmayacaktır.

Tüm bu isimlerin dışında, Bayer Leverkusen'in Alman U19 milli forvet oyuncusu Samed Yeşil, Hannover 96'dan Deniz Ayçiçek, Werder Bremen'den Levent Ayçiçek ve Özkan Yıldırım, Greuther Fürth'ten Tayfun Pektürk, Eintracht Frankfurt'tan kaleci Aykut Özer ve Fortuna Düsseldorf'tan Ali Osman Aydın'la Tuğrul Erat, çoğunlukla rezerv takımlarda forma giyip (Tayfun Pektürk hariç, o ilk 18'e düzenli girer) zaman zaman A takım kadrosunda yer alabilecek diğer isimler olacaklardır.

12 Ağustos 2012 Pazar

Süper Umut Süper Kupa / Galatasaray:3 Fenerbahçe:2


FSM ve Haliç Köprüsü'ndeki çalışmalarda asli işimi yapıyor olmam sebebiyle uzun süredir ne gündemi hakkını vererek takip edebiliyorum, ne de bloga girip iki satır yazı karalayabiliyorum. Neyse ki işlerin sonuna yaklaştık da fırsat yaratıp bugünkü maçı izledim. Bundan sonra burayı ihmal etmemeye niyetliyim.

Maça gelecek olursak, öncelikle futbolu özlediğimizi ancak Türkiye'deki futbol ortamının her geçen gün daha da sıkıntılı bir hal almaya başladığını söylememiz gerek. Bu karşılaşmanın Erzurum'da oynatılması iyi bir fikirdi aslında. Ancak tribüne gelen taraftarların yanlarında o meşaleleri de içeriye sokmalarına izin veren zihniyeti anlamak mümkün değil. Meşaleyi yakıp sahaya atan taraftara artık kızamıyorum. O meşalelerin oraya girmesine izin verene bakmak lazım. 

Galatasaray, sezona başlarken iyi bir sınav verdi diyebiliriz. Umut ve Elmander'le maça başlayan Fatih Terim, Fenerbahçe savunmasındaki top kullanma yeteneği kısıtlı oyuncular üzerinde baskıyı daha ilk dakikadan kurmayı başardı ve takım da bu sayede bolca top kazanıp pozisyon buldu. Maçın başında Elmander'in pasıyla Umut'un kaçırdığı pozisyon, ilerleyen dakikalarla
ilgili de fikir veriyordu. Aynı Umut, 19. dakikada çok güzel ve zor bir gole imza atarak takımı öne geçirdi. Galatasaray, özellikle ilk 30 dakikada Umut-Elmander ikilisiyle girdiği pozisyonları değerlendirebilse skor 3'e 4'e ulaşabilir ve maç kopardı. Bu tarz oyuncuların zor pozisyonları gole çevirirken basitleri harcama huyları bu maçta bir kez daha ön plana çıktı.

İlk yarının son 10 dakikası Fenerbahçe biraz daha baskılıydı. Galatasaray, ilk anlardaki baskıyı da uygulayamayınca Fenerbahçe daha çok hücum yapar oldu. Ancak şu bir gerçek ki, orta sahada Mehmet Topal-Cristian ikilisiyle bu sezon bitmez. Aykut Kocaman, halen daha Emre Belözoğlu varken sahaya yansıttığı futbol anlayışıyla ilerlemeye çalışıyor. Ancak bu ne Topal'la olur, ne de Cristian'la. Tarz olarak baktığımızda bu işi becermeye en fazla yaklaşabilecek isim Mehmet Topuz'dur. O da ne kadar yapabilir, tartışılır. Fenerbahçe, ilk yarının sonunda tartışmalı bir anda golü bulup skoru 1-1'e getirirken, muhtemelen Aykut Kocaman sahadaki futboldan olmasa da, soyunma odasına bu skorla gidebildiği için nispeten memnundu.

İkinci yarı da aynı ilk yarıdaki gibi Galatasaray baskısıyla başladı. Umut Bulut, süratini ve dayanıklılığını kullanarak bir gol daha attı. Bu golde Selçuk'un pası harikaydı. Selçuk, bu sezon üzerine koyarak devam edecek gibi görünüyor. Golden kısa süre sonra Fenerbahçe'nin tartışmalı golü geldi. Gol pozisyonunda Cristian'ın elle oynadığına dair itirazla vardı ancak bence muğlak bir pozisyondu. Hakem elle oynama verse de devam dese de itiraz etmemek lazım bana kalırsa. Yoruma açık... Önemli olan, bu pozisyonun ardından sakin kalıp mücadeleyi sürdürmekti ancak Engin Baytar bu yolu tercih etmedi. Gördüğü kırmızı kart, kesinlikle bir Galatasaray futbolcusuna yakışmıyor. Ciddi bir ceza alacaktır. Ki almalıdır da... 

Galatasaray, 10 kişi kalmasına rağmen mücadeleyi bırakmadı. Oyuna giren Amrabat, rakip sahada topu tutma özelliği ve yaratıcı yetenekleri sayesinde takımı pozisyonlara soktu. Bu maçta, Galatasaray kadrosunun geçen seneye nazaran ne kadar genişlediğini gördük. Savunmada Dany, hücumda Umut, sol kanatta Amrabat, sağ tarafta her ne kadar bugün hiç gününde olmasa bile Hamit, bu takıma çok şey katacaklar. Daha takıma Burak, Melo ve Ujfalusi gibi isimler de girecek. İşte bu ortamda Engin'in yaptıkları hiçbir mantıkla bağdaşmıyor. 

Fenerbahçe'de ise takımın en iyisi olarak Dirk Kuijt göze çarptı. Bu sene büyük katkı yapacak belli ki. Müthiş bir fizik gücü ve oyun zekası var. Rakiple profesyonelce uğraşmayı da iyi biliyor. Bekir, geçen sezonun ikinci yarısındaki motivasyonla yakaladığı formu sürdüremeyecek gibi görünüyor. Tabii Egemen de Yobo gibi onun açıklarını kapatabilecek bir oyuncu değil. Yobo'yla Egemen'in nasıl bir ikili olacağını göreceğiz. Yobo, bundan önceki iki senede olduğu gibi sol stoper olarak değil, sağ stoper olarak oynayacak. Bu değişikliğe uyum sağlamasını bekliyorum tecrübesi itibariyle. Bunlar dışında Kuijt'in sağ çizgide, Sow'un en uçta ve Topuz'un da orta shaa göbeğinde değerlendirilmeleri sanki daha doğru olacak gibi. Her şeyi zaman gösterecek. Caner'in bu kadar formsuz ve kötü olduğu bir maçta Stoch da düşünülebilirdi sonlara doğru. Burada da Volkan'ın sakatlanıp çıkması Fenerbahçe'nin şanssızlığı oldu diyebiliriz.

Sonuç olarak pozisyonu bol ve güzel bir maç izledik. Galatasaray, çok daha farklı kazanabilirdi ancak zar zor da olsa 3-2 kazanmayı başardı. Bir gol iki asist üreten Selçuk İnan maçın tartışmasız en iyisiydi.