28 Şubat 2013 Perşembe

3 Maçlık Eyyam


Son oynanan Orduspor maçının ikinci yarısını hakemin kararıyla tribünden izleyen Fatih Terim'in cezası bugün belli oldu. PFDK, olayın faturasını 3 maç olarak belirledi.

Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım, neresinden tutarsak elimizde kalan bir kararla karşı karşıyayız. 3 maçlık ceza ne Galatasaraylıları, ne de diğer takım taraftarlarını memnun edebildi. Bir taraf 3 maçlık cezanın fahiş olduğunu savunurken, diğer taraf cezanın yetersiz olduğunu, hatta geçen seneden ertelenen 2 maçlık cezanın da buna eklenmesi gerektiği görüşünde. Ancak bana kalırsa kimse olayı net bir objektiflikle değerlendirmiyor. 

O gün yaşananlarla ilgili bir tv kaydı yok. Ancak hakem raporunda Fatih Terim'in küfrettiğine dair bir ibare olmadığı biliniyor. Bazı gazetecilerin verdiği bilgilere göre, Fatih Terim devre arasında soyunma odasına giderken hakeme "aferin, ikinci yarıyı ilk yarıdan daha kötü yönet" şeklinde bir tepki veriyor. Hakemin de bu tavır üzerine Fatih Terim'i ikinci yarıya başlarken tribüne gönderdiği söyleniyor. Ne kadar doğrudur bilinmez, ancak söylenenler bu yönde olduğuna göre ve hakem raporunda küfür olmadığına göre
biz de buradan yola çıkarak yorumlayabiliriz. PFDK, yukarıda iddia edilen olaydan ötürü 3 maçlık bir ceza veriyor Fatih Terim'e. Geçen seneki ceza ise buna eklenmiyor. Üstelik muhtemelen bu ceza tahkime gidince 1-2 maç düşecek.

Kaldı ki sözü edilen tepkiler, hemen her maçta gerek hakeme, gerekse de rakibe verilen tepkiler. Bunu tüm takımların oyuncularında ve teknik ekiplerinde görebiliyoruz. Eğer bu protestodan dolayı birine ceza verilecekse herkese aynı ceza verilmeli. O zaman da maçlara çıkacak oyuncu ve teknik adam bulamayız.


Neyse, dönelim Fatih Terim meselesine. Şimdi ortada tamamen temelsiz bir karar var. Fatih Terim benim şahsi fikrime göre o maçta cezayı hak edecek tek bir hareket yaptı. O da tribüne gönderildikten sonra talimatlara göre yasak olmasına rağmen taktik vermeye devam etmesiydi. Fotoğrafta net şekilde görülüyor zaten. Eğer buna ceza verilseydi gerçekten itiraz edecek bir şey olmazdı. Olsa olsa hakemin hocayı tribüne haksız yere göndermesi eleştirilebilirdi. Böylelikle cezayı hak edecek o hareketi de yine hakemin yanlış kararı sebebiyle yapmış olduğundan alt limitten bir ceza almalıydı. Ancak bugünkü karara baktığımızda hakemin haksız tutumuna TFF'nin sahip çıktığı görülüyor. Ve tepki çekmemek için de asıl cezalandırılması gereken harekete ceza verilmediği ortaya çıkıyor. Bunun adı eyyamcılık değil de ne?

PFDK ya da daha da genişleterek ifade etmek gerekirse TFF, hakkaniyetli olmak yerine herkese yaranacak kararlar almaya çalıştığı sürece Türkiye'deki futbol ortamının çöplükten farkı kalmaz. Şu anda zaten çok matah bir futbol dünyamız yok. Ama bunu daha da batağa sürüklemenin gereği de yok. Bazı şeyler olması gerektiği gibi olmalı. Bir karar alırken "X taraf ne der? Y'yi de kızdırmadan nasıl kılıfına uydururum?" gibi bir tavırla asla yapıcı olamazlar. Hatta ortamı yumuşatmak bir yana dursun, binanın temeline dinamit yerleştirmiş olurlar. 

Sözün özü, başta da dediğim gibi neresinden tutulsa elde kalacak, herkese yaranma derdinde ama kimseye yaranamayacak bir karar alınmış. Bundan sonra ceza uygulamaları çok garip bir hal alacak. Tartışmasız bir disiplin olayı yaşamayacağız muhtemelen. Merakla bekliyorum ne gibi saçmalıklarla karşılaşacağımızı.

25 Şubat 2013 Pazartesi

Bazen Hakemi de Yenmen Gerekir / Galatasaray:4 Orduspor:2


Uzun zamandır böyle bir maça denk gelmiyorduk. Müthiş bir gece oldu. Dip de görüldü, zirve de... Akılda kalacak olanlar, Muslera'nın büyük hatası, hakemin maçı berbat etmesi ve ikinci yarıda başta Selçuk ve Burak olmak üzere takımın duruma isyan edişiydi. 

Fatih Terim, takımı enteresan bir şekilde kurgulamıştı bugün. Daha önceki maçlarda forvet arkası ve sol kanat oynayan Sneijder, bugün de orta sahada hücuma dönük ve sola yakın oynadı. Amrabat tam sol çizgideydi. Hamit ise sağ tarafta içe daha meyilli bir roldeydi. Savunmanın önünde de Selçuk yer alıyordu. Takım her ne kadar sola yığılmış gibi görünse de Eboue'nin çıkışları ve Burak'ın zaman zaman sağ tarafa yapacağı koşular, diğer kanadı da etkin kılacaktı. Ancak Eboue sezon başından bu yana sürdürdüğü umursamaz ve uyuşuk tavrını ne yazık ki bugün de devam ettirdi. Bir iki pozisyon haricinde topla çıkmaya tenezzül etmedi. Ya da enerjisi yoktu, bilemiyorum. Ancak kesin olan bir şey var ki, şu son 4-5 maçın yıldızı olan Sabri'yi fazlasıyla arattı. 

Muslera'nın müthiş hatası, spor televizyonlarında vakit öldürmek için koyulan komik videolardaki güzide yerini mutlaka alacaktır. Gerçekten müthiş bir şanssızlık ancak olay sadece şanssızlıkla açıklanacak gibi değil. Burada ciddi bir dikkatsizlik de var. En azından böyle bir musibetin Şampiyonlar Ligi yerine ligde yaşanması da bir şanstır diyelim ve olayı tekrardan şansa bağlamış
olalım. Orduspor, istemeden bulduğu golün ardından bir de garip penaltı kazandı ve devreyi 2-0 önde kapattı. Bu, onlar için bir piyangodan öteydi. Tamam, Galatasaray iyi oynamıyordu. Galibiyeti hak edecek bir şey de yapmıyorlardı ancak Orduspor'un da pek iyi olduğunu söylemek mümkün değildi. Penaltının garabetine gelince, Hakan Balta'ya mı kızsak, hakeme mi kızsak hakikaten halen daha karar veremedim. Pozisyonda Hakan Balta çok bariz bir şekilde topa koluyla hamle yapıyor ama dokunamıyor. Yani netice olarak, elle oynamak için bariz ve amatörce bir hamle var. Ama elle oynama yok. Hakem o hamleye kanıp penaltıyı verdi muhtemelen. Bu yüzden ona fazlaca bir şey diyemiyorum. Ancak şu var ki, maç içindeki diğer hal ve hareketleri kesinlikle penaltıdan çok daha ağır şartlara soktu ortamı. Maç boyunca verdiği ve vermediği kararlarla havayı fazlasıyla gerdi. Bu durum ne yazık ki her sene yaşanıyor artık. Ancak bu maçta hem rakip hem de hakemi yendi Galatasaray.

İkinci yarıya çıkarken belli ki devre arasında Fatih Terim'in söylediği bazı sözler vardı. Oyuncular ilk yarıdan çok farklı bir kimlikle çıktılar sahaya. Ortaya koydukları iştah uzun süredir görülmeyen cinstendi. Tüm bunların üzerine Sneijder'in harika golü tam zamanında geldi. Gol, hem zamanlama hem de estetik açısından müthiş derecede ateşleyiciydi. Ki bu etkiyi de çabuk gösterdi. Ardından peş peşe gelen gollerle skor bir anda 4-2 oluverdi. Tabii bu süre zarfında Fatih Terim ve Hasan Şaş'ın tribüne gönderilmesi, Ümit Davala'nın da durumu protesto edip tribüne çıkmak isteyip Fatih Terim tarafından geri döndürülmesi de fitilin ateşlenmesinde büyük rol oynuyordu. Haa, Sabri faktörünü de unutmayalım... Sabri oyuna girdikten sonra sağ taraf da işlemeye başladı. Onun enerjisine bu takımın ne kadar ihtiyacının olduğu gün gibi ortada. Biz halen onunla alakalı espiriler yapmaya devam ededuralım. 

Maçın en akılda kalıcı anlarından biri de hiç şüphesiz ki Barral'ın Drogba'yla çarpışıp bilincini kaybettiği pozisyondu. Neyse ki bu durum da ucuz atlatıldı. Sonradan kendine gelmesi büyük şans.

Netice olarak Galatasaray, bugün işler ne kadar kötü başlasa da birçok şeyin düzelmesini sağlayabilecek bir galibiyet aldı. Schalke maçı öncesi takımın ihtiyacı olan birlik, isyan ve özgüven bu maçta gün yüzüne çıktı. Bugünün katkıları, takımın kenetlenmesi, hakemi de yenebileceğini göstermesi, 2-0 yenik girilen ikinci yarıyı 4-2 önde bitirirken yapılan geri dönüş, inisiyatif alması gereken oyuncuların elini taşın altına sokması ve Sneijder'in ilk golüyle takıma adapte olma sürecinin hız kazanmasıydı. Devamını Schalke'ye karşı görürüz umarım ki...

21 Şubat 2013 Perşembe

Mehmet Ekici: "Münih'e Tatile Değil, Çalışmaya Gidiyoruz"



Bundesliga'da önümüzdeki Cumartesi günü keyifli geçmeye aday bir karşılaşma var. Bu sezon önüne ne çıkarsa silip süpüren lider Bayern Münih, sahasında Werder Bremen'i ağırlayacak. Konuk takımın gurbetçi oyuncusu Mehmet Ekici de şans bulursa eski takımına karşı forma giymiş olacak.

Werder Bremen, her ne kadar sezon boyunca istediği performansı bir türlü sabitleyememiş olsa da zaman zaman beklenmedik iyi skorlara imza atabilen bir takım. Hücuma dönük futbol oynadıkları için maçları da haliyle gollü geçiyor. Bu hafta da güzel futbol ve bol gol izleyeceğimizi şimdiden söylemek mümkün. Şartlar ne olursa olsun, bu karşılaşmada pozitif futbol oynamaya çalışacaklar. Kulübün resmi internet sitesine açıklamalrda bulunan Mehmet Ekici de aynı şeyleri savunuyor. Bayern alt
yapısından yetişmesine rağmen bu takımın formasıyla Bundesliga'da hiç maça çıkamayan Mehmet Ekici, eski takımıyla yapacakları maç öncesinde yaptığı açıklamalarla açıkçası biraz iyimser bir görüntü sergilemiş. Ancak tabii ki oynanmamış bir maç öncesinde yapılabilecek normal açıklamalar bunlar:

"Münih'e tatil için değil, çalışmaya gidiyoruz. Orada asla saklanmayacağız. Oyuna ortak olmak, agresif olmak ve hızlı olmak istiyoruz. Geriye çekilip Bayern'e istediğini yapma izni verirsek, işimiz zorlaşır. İlk saniyeden itibaren uyanık olup, Münih'ten puan alabileceğimizi göstermeliyiz"

Sezonun ilk yarısında sadece 28 dakika oynama fırsatı bulabilen Mehmet, ikinci yarı için yaptığı yoğun hazırlıkların semeresini şimdilik almış görünüyor. Dört haftadır ilk 11'de maçlara başlıyor ve iki hafta önce oynanan 4-1'lik Stuttgart maçında attığı 2 golle yıldızını tekrar parlattı. 22 yaşındaki oyuncu, takımdaki durumuyla ilgili olarak şunları söylemiş:

"Burada kimsenin yeri garanti değil. Takımdaki rekabet çok büyük. Kendimi asla salamam. Bayern'den buraya transfer olduğum ilk dönem sakat olduğum için çok zorlu geçti. Bu sezonun başında da sakatlandım. Ardından zaman zaman bu sorunlar devam etti. Fakat asla pes etmedim. Geleceğe hep pozitif baktım. Son birkaç haftadır bunun ödülünü alıyorum. Aynı şekilde devam etmek istiyorum"

Mehmet Ekici'nin böylesine umutlu olması ve artık Werder Bremen'de bir standart tutturmaya başlaması gerçekten çok olumlu. Son dönemde durgunlaşan gurbetçi futbolcuların tekrar form tutması demek, milli takımın da bu süreçten olumlu etkilenmesi demek. Tabii onların buraya adaptasyonu ve kendi vatanlarında rahat hissetmelerini sağlamak da profesyonellerin görevi. Hiçbir gurbetçi futbolcu, kendi haline bırakılırsa tam anlamıyla verimli olamaz. Onlara Almanya-Türkiye arasında köprü olacak politikalar geliştirmek şart. Bu çalışmalar yeterince yapılmadığında gurbetçilerin itibarsızlaşmasını sağlayan söylemler de arttıkça artıyor. 

Umarım ki Mehmet Ekici bu hafta Bayern karşısında bu çıkışını devam ettirir ve potansiyeline ulaşma noktasında bir adım daha atar. Cumartesi günü Bayern Münih-Werder Bremen maçını ben bu gözle izleyeceğim. Size de tavsiye ederim...

1 Şubat 2013 Cuma

Sercan Sararer Stuttgart'ta


Bu blogu takip edenler bilir. Sercan Sararer benim favori gurbetçilerimden birisidir. Onu bundan iki yıl önce hiçbir yerde adı geçmezken burada tanıtmıştım. Müthiş yetenekli oyuncudur.

Bugün, Stuttgart'ın resmi sitesinden yapılan açıklamaya göre, Sercan önümüzdeki sezondan itibaren Stuttgart forması giyecek. Greuther Fürth'le olan sözleşmesi zaten bu sezon sonunda sona eriyordu. Yeni takımıyla dört yıllık bir anlaşma yapmış. Fredi
Bobic, Sercan'ın genç yaşına rağmen tecrübeli bir futbolcu olduğunu ve önümüzdeki sezondan itibaren kendisinden faydalanacaklarını açıklamış.

Sercan'ın bir Bundesliga takımına transfer yapması açıkçası beni sevindirdi. Bu sezon, takımının inanılmaz kötü performansına o da ayak uydurmuş ve değerinden kaybetmişti. Yapabilecekşerinin çok azını gösterebilmiş durumda henüz. Stuttgart'ın biraz futbolcu öğüten bir yapısı var. Kadroları çok sık değişiyor. Umarım ki  Sercan Sararer bu konuda bir sorun yaşamaz ve onun gerçek performansını izleme şansımız olur.

Ayrıca bugün bir de Rapid Wien'den Muhammed İldiz'in Nürnberg'e transfer olduğu haberi geldi. Muhammed çok yaratıcı ve gelişime açık bir orta saha oyuncusudur. Nürnberg'de kendini parlatır. Dikkatle izlemenizi öneririm.