29 Haziran 2014 Pazar

Bir Fatih Terim Eleştirisi


Yazıya başlarken ülkedeki futbolsever algısına göre bir açıklama yapma zorunluluğu hissediyorum. Az sonra okuyacağınız eleştirilerin muhattabı konumunda yer alan Fatih Terim, birçok futbolseverin gözünde olduğu gibi benim gözümde de ülkenin en iyi teknik direktörüdür. Başarıları asla inkar edilemez. Fakat bu durum, onu eleştirilemez kılmamalıdır çünkü her insan gibi o da hata yapabilir/yapmaktadır/yapacaktır...

Dün gece, 2014 Dünya Kupası'nın ikinci tur perdesi Brezilya-Şili maçıyla açıldı. Yorumcular arasında milli takımlar teknik direktörü, ya da Türkiye Futbol Direktörü (ne derseniz deyin) Fatih Terim de yer alıyordu. Maç esnasında yaptığı yorumlar kimine doyurucu geldi, kimini tatmin etmdi. Konumuz tabii ki bu değil. Yıllarını futbola vermiş, ülkeye en büyük başarıları yaşatmış bir hoca, herhalde sahada görülmesi gerekeni görmüştür diye tahmin ediyorum. O noktada benim bir sıkıntım yok. Benim kafamı
kurcalayan, Brezilya-Şili maçının, Fatih Terim tarafından statta, yerinde, canlı canlı, çıplak gözle izlenen ilk Dünya Kupası maçı olması... Onu da kendi açısından gayet dikkat dağıtıcı şekilde yorumculuk yaparak izlemesi de ayrı bir sorun. Dünkü maça kadar kupadaki sekiz grupta tam 48 maç olmuş. Ve maalesef Türkiye'de futbolun en tepesindeki hoca bu 48 maçı en iyi ihtimalle televizyondan takip etmiş.

Önümüzde 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası eleme maçları var. Burada statü değiştiği için grupta ilk üç sıraya girmek yetiyor. Eskiden iki takım çıkıyordu gruptan. Şimdi başarı daha kolay. Ve elimizde uzun süredir katılamadığımız turnuvalardan birine tekrar katılabilmek için bir fırsat geçmiş durumda. Milli takım hocası, bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirip Dünya Kupası'nın başından sonuna kadar Brezilya'da olmalı ve takımların neyi nasıl yaptığını yerinde analiz etmeliydi. Bu, işe duyulan saygı ve verilen önemle ilgili bir gereksinim. Bir başka deyişle profesyonellik... Fatih Terim de şüphesiz büyük bir profesyonel ancak şu tutum, sanki Avrupa Şampiyonası katılımını çantada keklik görüyormuş intibası uyandırmıyor değil. Bundan çok daha iyi hallerimizle, çok daha kolay gruplardan çıkamadığımız zamanlar olmuştu. Şu ortamda hiçbir şeyi şansa bırakmamak en doğrusu olurdu. Hoca da keşke bu profesyonelliğini TRT'ye yorumculuk yapma çizgisinde değil, takımın hocası olarak saha içinden alabileceğini alma noktasında gösterseydi...

DÜZELTME NOTU: Yazıyı yayımladıktan birkaç saat sonra öğrendiğime göre Fatih Terim'in Brezilya'ya geç gitmesinin sebebi kızının sağlık sorunlarıymış. Bu noktada yazının ana teması da taca çıkmıştır. TV yorumculuğu konusundaki eleştiri hakkımı saklı tutmakla birlikte turnuvaya geç gitmesi konusundaki tüm yazdıklarımı geri alıyorum.