25 Haziran 2015 Perşembe

J-League Yeni Statü


Japonya ligi bu sezon ilginç bir statüde oynanıyor. Daha önceki sezonlardan alışık olduğumuz klasik sezon anlayışı yerini iki etaplı ve play-off içeren bir sisteme bıraktı. Tabii bunun da kendine göre karmaşıklıkları ve çözümleri var. Kaynaklar biraz kısıtlı ancak ben kafamda netleştirebildiklerimi buradan iletmek istiyorum. Yanlış algıladığım noktalara varsa da şimdiden affola...

Japonya ligi yani J-League, 2005'ten bu yana klasik lig anlayışıyla oynanıyor. Bu sezon ise yeni bir statü getirildi. Benzer bir statü, 1993-2004 yılları arasında da uygulanmıştı. Buna göre, sezon 1. ve 2. etap olmak üzere iki farklı etaba ayrılıyor. Bu iki etabın ardından play-off ve şampiyonluk serisi maçları oynanıyor. Play-off sistemi çoğumuz için tanıdık, hatta ülkemizde de bir
şekilde uygulanmaya çalışılmış bir sistem. Fakat iki etap olayı meseleyi karmaşıklaştırıyor. Zaten Tsubasa'nın topraklarındaki futbolseverler de duruma oldukça tepkili. Detaylara gelelim ve madde madde ilerleyelim...

- Her iki etabı ilk sırada tamamlayan takımlar, play-off oynama hakkı kazanıyor.

- Genel sezon puan tablosunun ikinci ve üçüncü sırasında bulunan takımların da katılımıyla play-off turu dört takıma tamamlanıyor. Etap birincileri genel sezonu ilk iki sırada tamamlamışsa genel sezon dördüncüsü de play-off oynuyor.

- 1. ve 2. etap birincilerinden puanı yüksek olan takım (eşitlikte averaja bakılıyor), genel sezon üçüncüsüyle; puanı düşük olan takım ise genel sezon ikincisiyle oynuyor. 

- Play-off maçlarının galibi, genel sezonun birincisi ile çift maç üzerinden şampiyonluk serisine çıkıyor. 

- 1. ve 2. etap birincilerinden birisi eğer genel sezonu da lider tamamlamışsa play-off oynamasına gerek kalmadan direkt olara şampiyonluk serisine katılma hakkı elde ediyor.

- Bu durumda örneğin X takım eğer 1. etabı ilk sırada tamamlamış ve genel sezonu da lider bitirmişse 2. etap birincisi olan Y takım, önce normal sezon üçüncüsü, ardından bu serinin galibi de normal sezon ikincisi ile oynayıp X takımın rakibi olmaya çalışıyor. 

- Eğer 1. ve 2. etapları aynı takım lider tamamlamışsa, bu takım normal sezonun da lideri olacağından direkt olarak şampiyonluk serisine çıkıyor. Genel sezon ikinci ve üçüncüsü de play-off oynayıp bu takıma rakip olmaya çalışıyor. 

- Genel sezonu son üç sırada bitiren takımlar direkt küme düşüyor. 

Bu haftasonu 1. etap maçları sona eriyor. Geride kalan 16 hafta sonunda en yakın rakibinin beş puan önünde bulunan Urawa Red Diamonds, ilk etabı lider bitirmeyi garantiledi. Dolayısıyla play-off oynamaya da şimdiden hak kazanmış durumdalar. Eğer normal sezonu da lider tamamlarlarsa direkt şampiyonluk serisine çıkacaklar. 

Şu ana kadar J-League ile ilgili çözebildiklerim bu kadar. Elbette eksik kalan ya da yanlış algıladığım noktalar olabilir. Bu noktaları da yorum kısmından düzeltirseniz seve seve yayınlarız.


18 Haziran 2015 Perşembe

Kabuk Değişimi


Fenerbahçe bugün yaptığı açıklamayla Pierre Webo, Egemen Korkmaz, Selçuk Şahin, Bekir İrtegün ve Mert Günok'la yeni sözleşme imzalanmayacağını ve yolların ayrıldığını duyurarak oyunculara başarılar diledi. Gün için de de Bekir İrtegün sosyal medyadan yaptığı açıklamayla kulübünden ayrılacağını ilan etmiş ve Fenerbahçe camiasına teşekkür etmişti. 

Bunlar karşılıklı şık davranışlar. Keşke her kulüpte ayrılıklar böyle olsa. Futbolcular da ilerleyen dönemde ayrıldıkları kulübe başka görevlerle gelebileceklerini düşünüp (ortada çok büyük bir haksızlık yoksa) camialarla küsmeden yolları ayırmayı başarabilse... Olay, etik boyutuyla ideale yakın. Teknik boyutu ise olumlu ve olumsuz anlamda tartışılacaktır.

Adı geçen oyuncuları incelediğimizde Mert Günok haricindekilerin 30 ve üstü isimler olduklarını görüyoruz. Fenerbahçe belli ki takımı gençleştirmek ve yavaş yavaş kabuk değiştirmek istiyor. Dün yapılan Simon Kjaer transferi de bu görüşü destekler nitelikte
ve doğru bir transfer. Takımın yaşlılarından Dirk Kuyt zaten ayrılmıştı. Tabii gençleştirme operasyonu söz konusuyken Volkan Demirel ve Emre Belözoğlu gibi isimlerle devam edileceğinin de altını çizmek gerek. Akla gelen diğer isimlerden Mehmet Topuz'un da takımdan ayrılması bekleniyor.

Şimdi geçtiğimiz günlerde yazdığım şu linkteki yazıda değindiğim nokta öne çıkıyor. Fenerbahçe'nin yerli iskeletindeki beton harcı vazifesi gören isimlerden Bekir, Egemen ve Selçuk artık takımda olmayacak. Bu isimler asla birer yıldız değil. Ancak takım ruhunun sürekli diri kalması için önemli yapı taşları. Türkiye'deki başarı kriterlerinden en önemlisinin de sistematik ve modern futboldan ziyade takım ruhu/vatan millet sakarya edebiyatı olduğunu düşündüğümüz vakit, bu oyuncuların sanıldığından da önemli oldıuklarını idrak edebiliyoruz. 

Şimdi Fenerbahçe'nin yapması gereken, bu yerli iskeleti yeniden takviye etmek. Elde Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Emre Belözoğlu, Mehmet Topal, Caner Erkin ve Alper Potuk gibi isimler var. Bunlara yenileri katılmalı. 14 yabancı kimseyi kandırmasın. Yerlileriniz baskın karakterli değilse sezon sonunda başarı gelmez. Fatih Terim'in Galatasaray'ın başındayken başarıyı yakaladığı her dönemde elinde baskın bir yerli oyuncu iskeleti vardı. Bu iskelet milli takımı bile uzun süre başarıya taşıdı. Önümüzdeki günlerde Fenerbahçe'nin Şener Özbayraklı ile sözleşme imzalayacağı yazılıp çiziliyor. Şener iyi bir seçim ancak asla tek başına yetmez. Kadro iskeletini yabancı ağırlıklı kuracaksanız o zaman o yabancılara da aidiyet duygusu aşılamanız gerek. Dirk Kuyt'ta bu vardı. Felipe Melo'da da var. Maalesef Türkiye'de bu oyun akıldan ziyade duyguyla oynanıyor ve başarı da buna endeksli. O yüzden uluslararası başarılarımız da tesadüflere bağlı, saman alevi başarılar. Ancak bu gerçeğin değişmesi kısa vadede mümkün değil. Değiştirmesi için eline yetki verilen kişiyse bu duygusal ve hamasete dayalı anlayışın en önemli temsilcilerinden Fatih Terim. Bekleyip göreceğiz...


15 Haziran 2015 Pazartesi

Yeni Yabancı Sisteminin Getiri ve Götürülerine Kısa Bakış


Yabancı kuralı değişti değişeli buralar bambaşka oldu. Tüm kulüplerin transfer stratejileri önceki senelere göre bambaşka bir hal aldı. Yeni yabancı kuralına gücü yetecek olan da olmayan da benzer bir yol haritası çizmiş durumda. Oysa olay hiç de öyle görüldüğü gibi basit değil. Süper Lig'de başarı kriterleri yine çok başka olacak.

14 yabancılı sistem elbette son yıllardaki abartı sınırlamanın yanında çok daha efektif olabilecek nitelikte. Bu serbestiyi doğru kullanan kulüpler muhakkak rakipleri karşısında avantaj elde edecekler fakat bu işin de bir maliyeti var. Kadronuzdaki 14 yabancı kontenjanını da kullanacak olursanız TFF'ye 6 milyon TL tutarında bir fon payı ödüyorsunuz. Bu öyle görüldüğü gibi az bir rakam
değil. Yabancı oyuncu, Türkiye gibi az gelişmiş liglerde takımın iskeletinden ziyade tamamlayıcı unsur olarak kullanıldığı takdirde yararlıdır. Buradan asla yabancı karşıtı olduğum anlamı çıkarılmasın. Aksine, yerli oyuncuların ve çoğu yerli hocanın altyapısal sorunları nedeniyle uluslararası alanda asla iş yapamayacağını düşünenlerdenim. Keşke tüm takımı kaliteli ve altyapısı düzgün oyunculardan (yani yabancı ve gurbetçilerden) oluşturup Süper Lig'i alabilecek bir takım olsa. Türkiye'nin gerçeği maalesef bu. Kalitesiz futbol ortamı, başarıyı da kalitesiz olana zimmetliyor. Baskın bir yerli iskeleti olan takımlar, her şekilde ligi domine edecektir. Bunu bu sene de göreceğiz.

Biz bu gerçekleri yaşarken, başta Fenerbahçe'de çok acayip işler oluyor. Kulübün İtalya'dan ithal sportif direktörü Terraneo, Avrupa'da çok başarılı olabilecek bir takım kurma amacında. En azından spor haberlerinde denk geldiğimiz isimler bunun habercisi. Peki bu takım Süper Lig'de ne yapar? İşte orası muamma. Fenerbahçe her zaman iddialı olabilecek, ligin doğal favorilerinden biri olarak düşünmemiz gereken bir camia. Ancak bu sezon gelenlerden çok, gidenler konuşulacak gibi. En azından şimdiye kadar öyle oldu. Kaleci Mert Günok'la yolların ayrılması kesinleşti. Mert ve menajeri Batur Altıparmak bu konuda net açıklamalar yaptılar. Bu, bir yabancı kaleci alınacağının da işareti. Peki yabancı kaleci alınacakken gönderilen isim 25 yaşındaki Mert Günok mu olmalıydı yoksa 34 yaşındaki Volkan Demirel mi? Kiralık olarak oynadığı Sivasspor'dan dönecek olan Ertuğrul Taşkıran'a güveniliyor olabilir fakat şu anda yerli kaleci olarak Mert Günok gibi bir değeri bedelsiz olarak bırakmak pek de akıl işi değil. Kim ne derse desin, Mert şu haliyle ligde 14-15 takımın kalesini gözü kapalı teslim edebileceği bir isim. Ayrıca sonradan olma bir kaleci de değil. Türk futboluna yıllarca hizmet etmiş, bir dönemin meşhur kalecisi Mahir Günok'un oğlu. Bazı şeyler gerçekten kalıtsal...

Ayrılıklar Mert Günok'la da bitmiyor. Bekir İrtegün ve Egemen Korkmaz'ın da takımdan ayrılacakları konuşuluyor. Mert, Bekir ve Egemen gibi isimler şu halleriyle takımın yıldızı değiller elbet. Ancak bir beton harcı vazifesi görüyorlar. Sağlam bir yerli iskelet derken tam da bunu kastediyorum aslında. Türkiye'de gerçek bir "takım" oluşturacaksanız bunu para için gelen Meireles'i, Sneijder'i, Cardozo'yu ya da Demba Ba'yı takım iskeletinin ana unsuru yaparak başaramazsınız. Sizi takım yapanlar Selçuk İnan, Mehmet Topal, Olcay Şahan ya da Özer Hurmacı'dır. 


Yeni yabancı kuralının çok hoş getirileri de olacak. Bunlardan biri de yerli oyuncuların yurt dışında oynamaya daha hevesli yaklaşmaları olacak şüphesiz ki. Bugünkü haberlere göre bunun ilk örneği de gerçekleşmek üzere. Beşiktaş'ın uzun süredir çok şeyler bekleyip neredeyse hiç verim alamadığı Muhammed Demirci'nin, Rosenborg'la idmanlara çıkacağı yazılıp çiziliyor. Her yıldız oyuncu illa ki Arda Turan gibi Avrupa'nın büyük kulüplerine gidecek değil. Belçika, Hollanda, Avusturya ve Norveç gibi ligler de tercih edilmeli ve bu haber doğruysa Muhammet Demirci doğru bir adım atmış. Umarım ki devamı gelir.

Bu arada Galatasaray'da da Hamza Hamzaoğlu'nun Lukas Podolski'ye mesafeli yaklaştığı ve Aydın Yılmaz'la sözleşme yenileneceği söylentileri var. Aman diyeyim. Sağlam yerli iskelet dediysek, o kadar da değil. Aydın Yılmaz da nedir :)

Ezcümle, yeni kural doğru bir şekilde uygulandığında fark yaratmak için bire bir. Bunun için de düzgün bir yapı, sabır, scouting ve uzun vadeli planlar gerek. Bunları uygulayan birkaç adım öne geçer. Yaşayıp göreceğiz.