30 Temmuz 2015 Perşembe

Kardemir Karabükspor - Alanyaspor Maç İzlenimleri


Kardemir Karabükspor, yeni sezon öncesi Afyon'da sürdürdüğü ikinci etap hazırlık kampının ikinci hazırlık maçını Afyon Zafer Kupası kapsamında Alanyaspor'la oynadı. İlk maçta Giresunspor karşısında alınan bir yenilgi vardı fakat neredeyse tamamına yakını U21 takım oyuncularından kurulu bir kadroyla maça çıkıldığı için bu yenilgi çok da ölçü niteliği taşımıyordu. As oyuncuları ilk kez bir arada görmek ve uyumlarını test etmek açısından asıl önemli sınav Alanyaspor karşılaşmasıydı. 

Önce genel olarak yorumlayacak olursak, Karabükspor'un bu maçta sezon için umut verdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Özellikle ilk yarıdaki etkili ve baskılı futbol, takımın fiziksel durumu daha iyi geldikçe maçların geneline yayılabilirse bu sezonu üst sıralarda tamamlamak mümkün olacak gibi gözüküyor. Teknik direktör Hüseyin Kalpar'ın elinde birçok hücum silahı var ve o da bu çeşitliliği inanıyorum ki en verimli şekilde kullanacaktır. Bu kadroyla çok değişik varyasyonlar, B ve C planları yapmak ve en önemlisi de bu planları oyuncu değişikliği yapmadan sahada uygulamaya koymak mümkün. Çünkü oyunculara baktığımızda tek bir mevkinin adamı olmadıklarını, birden fazla mevkiden oynayan versatil oyuncular olduklarını görüyoruz. Örneğin Simon Zenke'yi kanatta
kullanabileceğiniz gibi en uçta da kullanabilirsiniz. Ya da bir Marius Alexe hücumun en ucunda, sol çizgide veya forvet arkasında aynı verimle rahatlıkla oynayabilecek bir oyuncu. Aynı şeyi dün forma bulamasa da forvet arkası ve kanatta görev alabilen Köksal Yedek'te de görebiliyoruz.

Takım dün ilk yarıda daha baskılı ve rakibi boğucu bir oyun sergiledi. İkinci yarıda oyuncular yorulunca tempo biraz düştü. Fiziksel yorgunluğun haricinde bir etken daha vardı, o da ilk yarıda orta sahayı çok iyi yönlendiren ve takımın saha içindeki beyni vazifesini üstlenen Bekir Ozan Has'ın ikinci yarıda oynamamasıydı. Bekir Ozan'la ilgili ayrıntılara birazdan değineceğim. Düne dair en olumlu bulduğum ayrıntılardan biri de maçın son anlarında bile takımın önde tempolu bir şekilde rakibe baskı yapması ve savunmadan kolay kolay top çıkaramamalarını sağlamasıydı. Ayite ve Perovic gibi ligin en iyi hücum ikililerinden birini doğru düzgün besleyemedi Alanyaspor. Ayrıca savunmadaki Kokalovic-Rıza ikilisinin uyumu da oldukça umut vericiydi. 

Bireysel performanslara geçelim...

Adriano Facchini: Brezilyalı kaleci dün akşam fazla zorlanmadı. Kendisine iş düşen topu topu 1-2 pozisyon vardı. İlk yarıda rakip takımın Barış Örücü'yle kullandığı serbest vuruş esnasında hemen önündeki rakip oyuncuların açısını kapatmasına rağmen tehlikeli gelen topu bir şekilde çıkarmayı başarması reflekslerinin iyi olduğunu ve topu iyi takip ettiğini gösteriyor. Bunun haricinde 1-2 yan topta topu tokatlamayı başardı. Bu da önemli bir özellik. Adriano'nun zayıf yanı ayakları. Bu sezon kaleciye mümkün olduğunca az pas yapmak gerek. Top ayağındayken baskı yediğinde pek dengeli kalamıyor. Ayrıca ikinci yarıda ceza sahası dışında rakibi yere indirdiği pozisyonda daha kararlı davranıp ilk anda top hakimiyetini sağlayabilseydi hiç problem yaşamayacaktı. Sanıyorum ki konsantrasyon eksikliği sebebiyle bir an topu alıp almamakta tereddüt etti ve o pozisyon yaşandı. Oynadıkça, takıma alıştıkça kendine olan güveninin de yerine gelmesi elbette mümkün. 

İzzet Yıldırım: Çok enerjik bir futbolcu. Zaten bir bek oyuncusundan da beklenen şey enerjik olması. Savunmada çok ciddi bir hatası olmadı. Hatta zaman zaman arkadaşlarının kademesine girerek onları da rahatlattı. Hücuma çıkmayı seviyor. Önündeki oyuncuyla uyum sağlarsa sağ kanattan bolca tehlike yaratmak mümkün olacak. Fizik olarak henüz tam hazır değil ama zaman var. Ayrıca takımda alternatifi yok. Bu durum onu rehavete sokarsa performansı düşer. Ayrıca sakatlık ve ceza gibi durumlarda sıkıntı yaşanır.

Rıza Efendioğlu: Tecrübesini hemen belli etti. Kokalovic'le uyumu önemli. Biraz ağır bir oyuncu olsa da tecrübesiyle ve nerede duracağını iyi bilmesiyle bu açığını kapatıyor. Ayrıca kaptanlık için doğru seçimlerden biri olduğunu düşünüyorum.

Elvis Kokalovic: Savunmada liderliği ele almış ve bu rol ona çok yakışmış. Hücuma da elinden geldiğince destek olmaya çalışıyor. Top çıkarırken titiz olması güzel. Gelişigüzel toplarla çıkış yapmıyor. Ayağa oynamaya çalışıyor. Fizik kalitesi üst düzey. Bu ligi domine edeceği her halinden belli. Rıza ile beraber rakip forvetlere fırsat vermediler. Ayrıca hava toplarında da yeterince etkiliydiler.

İsmail Dinler: Garantici bir sol bek. Fahiş hata yapıp takımı yakacak bir oyuncu değil. Tehlike anında en garanti çözüm neyse onu yapıyor. Akmaz kokmaz. Hücuma çıkmayı pek tercih etmedi. Büyük ihtimalle sezon boyunca da benzer bir anlayışla sahada olacaktır. Biraz kilo vermesi lazım. İyi bir Ergün Teber'in İsmail Dinler'i kesebileceğini tahmin ediyorum.

Onur Cenik: Defansif orta saha olarak görev yaptı. Elinden geleni yaptığını söyleyebiliriz. Tabii ki bu pozisyonda direkt ilk 11 oynayacak bir oyuncuya ihtiyaç var fakat Onur da aslen stoper orijinli bir oyuncu olmasına rağmen defansif orta saha olarak ihtiyaç duyulduğunda üzerine düşeni yapabileceğini gösterdi. Top rakipteyken alan kapatma konusunda hataları olsa da gayretliydi. Top kendi ayağındayken ise riske girmeden, en yakınındaki oyuncuya oynamayı tercih etti. Aslında teknik kapasitesi uzun oynamaya ya da dikine pas yapmaya müsait. Daha çok çalışırsa bir şeyler olur.

Bekir Ozan Has: Takımın beyni konumunda. Savunmayla forvet arasındaki bağlantıyı oynadığı sürece başarıyla sağladı. Pas trafiğini çok iyi yönetti. Geçen seneki ağır sakatlığının ardından tekrar futbola adapte olmaya çalışıyor. Fizik olarak henüz yetersiz olsa da (45 dakikadan fazlası olmaz şu an) futbol zekasıyla takıma çok şey katıyor. İlk yarıdaki baskılı oyunun mimarlarından biriydi. Umarım ki yine bir sakatlık yaşamaz çünkü sağlam bir Bekir Ozan Has'ın takıma katkısı öngörülenden fazla olacaktır.

Recep Aydın: Forvet arkası olarak görev yaptı. Müthiş hırslı bir oyuncu. Sürpriz golcü olarak rakip ceza sahasına başarıyla sızdı ama son vuruşlarda bazı şanssızlıklar yaşadı. Gol atmayı çok istediği için bazı pozisyonlarda erken vuruş tercihleri yaptı. 3-4 gol tane çok net pozisyona girmesi bu sezon yapabilecekleri açısından fikir veriyor. Tercihleri de ideale yaklaştığı zaman katkısı olur. Bu isteği ve azmi koruması lazım. Ayrıca rakip savunmaya yaptığı baskı sayesinde de rakibin kolay kolay top çıkaramamasını sağladı. Motivasyonunu kaybetmemesi lazım. Konya'da sürekli oynamaması nedeniyle 90 dakikayı kaldıracak seviyede değil henüz. Oynadıkça daha iyi olur kanısındayım. 

İlhan Depe: Sol çizgide maça başladı ama oynadığı süre içerisinde gezgin bir rol üstlendi. Zaman zaman ortaya ve sağa da deplase oldu. Fiziksel olarak daha iyi seviyeye gelmesi lazım. Çok sert ikili mücadelelerden şu an için kaçıyor. Normalde tarz olarak rakibi sürati ve tekniğiyle geçen bir oyuncu. Sezonun çok başında olduğumuz için bu özelliklerini tam kapasiteyle kullanamıyor oluşu normal. Oynadıkça ve kondisyonu yerine geldikçe özgüveni de yerine gelecektir. Marius Alexe'ye attığı gol pası çok ince. Gerek Alexe'nin boşa kaçışını görmesi gerekse de pas kalitesi kusursuza yakındı. Çok yararlı olacağını düşünüyorum. 

Simon Zenke: Sağ ön tarafta maça başladı. Zaman zaman olumlu hareketlerinin yanı sıra eksikleri de göze çarptı. Takıma yaptığı en önemli katkı ön alanda top tutma konusundaki başarısıydı. Kolay kolay top kaybetmiyor ve rakip ceza sahası çevresinde topu muhafaza ederek takımın da rakip yarı alana yerleşmesi için zaman yaratıyor. En uçta oynarsa daha yararlı olabilir. Tipik bir kanat oyuncusu olmadığı için çizgiyi terk ederek içeriye kat ediyor. Fiziksel durumundan dolayı bazı pozisyonlarda ağır kalıyor ya da beli dönmediği için de topla yön değiştirmesi biraz zaman alıyor. Bu durumda da rakip savunmaya yerleşme ve karşılama fırsatı tanımış oluyor. Yani olumlu özellikleri de var olumsuz özellikleri de. İyi niyetli olduğundan şüphe yok ama dün görev aldığı bölgede daha iyi bir çözüm mümkün. 

Marius Alexe: Daha ilk maçtan klasını ve farkını ortaya koymayı başardı. Romanya'da ligler başlayalı birkaç hafta olduğu için fizik kalite açısından takımın en hazır futbolcusu. Tekniği ve oyun görüşü PTT liginin üzerinde. Nerede duracağını çok iyi bildiği için rahatlıkla pozisyona girebiliyor. Vuruşları da net. Dün savunmadan gelen 3-4 yüksek topu kafayla arkadaşlarına indirmeyi başardı. Girdiği pozisyonlar ve attığı golü de düşününce santrafor olarak gönül rahatlığıya görev verilebileceğini söylemek mümkün. Ayrıca ilk yarının ortalarında sol çizgide rakibi yakaladığı bir pozisyonda süratinin yardımıyla rakibi rahat bir şekilde geçerek tehlike yarattığı pozisyona da dikkat etmek gerek. Kendisini sol kenar forvet, merkez santrafor ve forvet arkası olarak kullanabiliriz. Bu çok yönlülüğü sayesinde hocanın elini zenginleştirecektir. Ayrıca maç içinde arkadaşlarını sürekli teşvik etmesi çok olumlu. Tam bir lider karakter.

Gökhan Alsan: İkinci yarının başında oyuna dahil oldu ve Bekir Ozan Has'ın yerinde görev yaptı. Daha çok rakibi bozma işlevini gördü. Top kullanırken risksiz tercihlerde bulundu. Bu da ilk yarıda kurduğumuz baskıyı ikinci yarıya taşıyamamamızdaki etkenlerden biriydi. Çok koştu. Enerjisiyle rakibe orta alanda rahat top yapma imkanı tanımadı. Diğer oyuncular gibi onun da zamana ihtiyacı var. Kullandığı frikik çok klastı. Henüz eksikleri olsa da takıma adapte oldukça sezon boyunca güvenilir bir alternatif olacak potansiyeli gösterdi.

Alpay Koçaklı: Yaşına göre muazzam bir oyuncu. Fiziksel gelişimi de gayet iyi yolda gidiyor. Kendisinden çok daha tecrübeli oyunculara karşı güçlü fiziğiyle direnç gösterebiliyor. Tecrübesizliği nedeniyle bazı top kullanma tercihlerinden hata var ama bunu aşmak için oynaması, şans bulması da şart. Takımda Alexe gibi futbolu çok iyi bilen bir oyuncunun bulunması onun için şans. Alexe'den çok şey öğrenmesi gerek. Yalnız bazı eleştirilecek noktaları da yok değil. Yeteneğinin ve potansiyelinin farkında fakat bu durum onda biraz egosal problemlere yol açmış. Biraz "oldum" havasında gibi geldi bana. İkinci yarının başlarında sağ çizgide bir faul pozisyonunda hakem düdüğü çaldıktan sonra topu hırsla dışarıya göndermesi ileride başına dert açabilir. Zaman zaman rakiple ve arkadaşlarıyla girdiği diyaloglar ve yaptığı jest/mimikler pek iyi sinyaller vermedi bana. Kullandığı serbest vuruşta çok iyi bir şut çıkardı ancak serbest vuruşu kendisinin kullanacağını arkadaşlarına söyleme şekli bile biraz fazla özgüvenli ve sert geldi bana. İçindeki istek ve hırsı öldürmeden biraz törpülenmesi gerekebilir. Geleceği çok parlak. Kaybedilmemeli...

Selim Kayacı: Sonlara doğru oyuna girdi. O da çok yönlü bir oyuncu. Orta sahanın ortasında ve savunmanın iki kanadından oynayabilir. Oyunda olduğu sürece doğru yerlere koşu yapması dikkatimi çekti. Fazla topla oynama fırsatı bulamadığı için tercihleri ve becerileri konusunda çok net fikirler verecek zamanı olmadı. Ama kadroda bulunması gereken, ihtiyaç halinde enerjisiyle katkı verebilecek ve gelişime açık bir oyuncu. Eğer kiraya verilecekse de iddialı ve oynayabileceği bir kulüp tercih edilmeli.

Son tahlilde takımı her ne kadar umut verici bulsam da eksikler malum. Forvet, forvet arkası, defansif orta saha, stoper ve sağ bek pozisyonlarına takviye yapmak gerekiyor. Forvete mutlaka yerli bir yedek oyuncu şart. Eğer yabancı forvet de alınırsa Alexe'yi daha etkin kullanmak mümkün olacaktır. Recep Aydın iyi bir forvet arkası oyuncusu ancak sezon uzun ve koca sezonu eksiksiz oynaması beklenemez. Buraya da imkan varsa mutlaka kaliteli, Muhammet Reis gibi bir oyuncu takviye edilmeli. Ezcümle, ben bu takımdan umutluyum.

21 Temmuz 2015 Salı

Kardemir Karabükspor'da Yeni Dönem ve Marius Alexe Transferi


Kardemir Karabükspor, mutsuz sonla tamamladığı çalkantılı sezonun yaralarını sarmaya çalışıyor. Bu sene PTT liginde mücadele edilecek ve değişen planlar, yapısal bir revizyonu da beraberinde getirmekte.

Karabük enteresan bir yerdir. Ya çok seversiniz ya da nefret edersiniz. Biz, çok sevenler tarafındayız şüphesiz. Fakat yanlış bulduğumuz, kızdığımız şeyler de olmuyor değil. Mesela sosyal hayat kısıtlıdır Karabük'te. Sekiz kilometre ötedeki Safranbolu da olmasa yapacak pek bir şey bulamazsınız. En önemli aktivitelerden biri de hiç şüphesiz 15 günde bir Karabükspor'un maçını stattan izlemektir. Kızdığımız şeyler arasında Dr.Necmettin Şeyhoğlu Stadı'nın 15 günde bir de olsa dolmaması var şüphesiz. Süper Lig'e çıkılan sezondan bu yana tribün inşaatları sebebiyle televizyon ekranlarına hep yarım yamalak haliyle yansıyan
stadyum, hasbelkader tamamlandığı sene de başta passolig olmak üzere takımdaki düşük performans ve kulüple taraftar arasındaki iletişim eksikliği gibi çeşitli sebeplerle boş kaldı.

Şimdi yeni bir sayfa açılıyor ve Karabükspor'un eskisinden daha güçlü ve planlı bir şekilde Süper Lig'e geri dönmesi şart. Şehirdeki insanların ilgisizliği zaman zaman can sıksa da işçinin alınterinin beslediği kulüp bu ülke futbolunun en üst kademesinde temsil edilmeli.

Kulüpte önümüzdeki sezonun hazırlıkları sürüyor. Mustafa Yolbulan başkanlığındaki yönetim, takımı tarihinde ilk kez Avrupa kupalarında götürme başarısını gösterirken geçen sene yaşanan düşüşü engelleyememiş ve sezon sonunda da görevi bıraktığını açıklamıştı. Şimdi ise geçici bir yönetimin ardından kulübün efsane başkanlarından Ferudun Tankut göreve geldi. Takımı oluşturmakta olan isim de yine daha önce kulüpte senelerce başkanlık yapmış, takımı Süper Lig'e çıkarıp görevden ayrılırken kasada 60 milyon TL bırakmış olan sayın Ferudun Tankut.

Yeni sayfa, efsane başkan gibi durumlar elbette olumlu. Ancak kulübün içinde bulunduğu zor durumu asla inkar edemeyiz. Süper Lig seviyesindeki futbolcu maaşları, ligden yeni düşmüş külüpleri iflasa götüren en önemli sebep tabii ki. Bunu son olarak Orduspor yaşamıştı. İşte Karabükspor yönetimi de bunun bilincinde olarak yüksek maliyetli takımı dağıtıp, yerine ekonomik ama yine iddialı bir takım kurmak için kolları sıvadı. Maaşları PTT ligi seviyesinde olan ve takıma bir şeyler verebileceğine inanılan birkaç futbolcu hariç herkes gönderilmek isteniyor. Bir kısmı gitti, bir kısmı da gönderilmeyi bekliyor. Yeni kadro oluşturmak kolay değil. Karabükspor ismini duyan herkes yükseklerden uçuyor. Sebebi malum. Arkasında Kardemir gibi bir kurum olan, futbolcu alacaklarını genelde günü gününe ödeyen, piyasa ortalamasının üzerinde maaş veren bir kulüp algısı var birkaç senedir. Yalan da değil. Bu "paralı kulüp" algısı özellikle Nevzat Şahin'in başkanlık yaptığı dönemde Bülent Korkmaz'ın teknik direktör olduğu sıralarda yapılan devre arası transferleriyle oturmaya başlamıştı. O dönem can havliyle transfer yapan Karabükspor, üç liralık adamlara beş lira vermek zorunda kalmış, ligde de bu şekilde tutunmuştu. Oysa ki ligdeki ilk sezonda Ferudun Tankut yönetimi ayağını yorganına göre uzatan bir anlayışı benimsemişti. Sonrasında da hep yüksek paralar harcandı. Bu paralar aslında sürekli olarak kulübün kasasına giren bir gelir kaynağından gelmiyor, yukarıda da bahsettiğim, Ferudun Tankut'un görevi bırakırken kasada bıraktığı 60 milyon TL ve Kardemir'den alınan sponsorluk ücretlerinden, yani bir nevi cepten karşılanıyordu. Şimdi bu algıyı yıkma zamanı. Kolay olmuyor ancak bu da oturacak. Futbolculara ödeyebileceği rakamları vaat eden bir Karabükspor göreceğiz artık. Piyasa kurnazlarının yolunacak kaz olarak gördüğü kulüp artık tarihe karıştı.

Yapılan transferler, belli bir mali disiplin çerçevesinde gerçekleştiriliyor. Rumen golcü Marius Alexe de bunlardan biri. Romanya'nın Dinamo Bükreş takımından çok cüzi bir ücret karşılığında transfer edildi. Yaşı 25. Santrafor ve sol forvet gibi oynayabiliyor. Boyu 1.86. Buraya kadar her şey normal. Fakat bu oyuncu kesinlikle Süper Lig kalitesinde. Bunu zaten bir sakatlık yaşamazsa, izledikçe göreceğiz. Alexe, futbola Dinamo Bükreş'te başlamış ve henüz 16 yaşındayken Glasgow Rangers'ın ilgisini çekmiş. İskoç kulübü kendisine 250 bin Avro'luk bir teklif yapmış. Aynı zamanda Hearts ve Aberdeen de oyuncuya talip olmuş ancak Alexe o dönem kulübünde kalmayı tercih etmiş. Dinamo Bükreş tarafından tecrübe kazanması için Astra'ya kiralandığı 2008/09 sezonunda 23 maçta attığı 6 golle takımın Romanya 1.ligine çıkmasına katkıda bulunmuş. Bir sonraki sezona da Astra'da başlayıp 3. maçında Dinamo'nun ezeli rakibi Rapid Bükreş'e 2 gol birden atınca kiradan geri çağrılmış ve Dinamo Bükreş forması giymeye başlamış. Aynı sezon Dinamo formasıyla 29 maç daha oynayıp rakip filelere 5 gol göndermiş.

Marius Alexe'nin etkileyici 2009/10 sezonu performansı Romanya U21 milli takımındaki başarılı maçlarıyla birleşince ona çok büyük bir fırsat olarak geri dönmüş. O dönem "yeni Adrian Mutu" olarak lanse edilen oyuncuyu sezon sonunda Chelsea transfer etmek istemiş. Dinamo Bükreş'in bu transfer için 5 milyon Avro transfer bedelinde ısrar etmesi bu transferin gerçekleşmemesine sebep olmuş. 2013 yılında kulübünden ayrılmaya karar veren Alexe, o sezon Serie A ekiplerinden Sassuolo'ya 500 bin Avro karşılığında ve 2 milyon Avro opsiyonla kiralanmış. Hatta anlaşmaya göre Alexe'nin 10 gol atması halinde Dinamo Bükreş'in 300 bin Avro, 15 gol atması halindeyse 400 bin Avro bonus alması tasarlanmış. Ancak şansslızlık burada Alexe'nin yakasına yapışmış ve sol diz ön çapraz bağlarından geçirdiği sakatlık sebebiyle 6 ay sahalardan uzak kalmasına sebep olmuş. Sassuolo'nun bu sakatlık üzerine opsiyonu kullanmaması nedeniyle Alexe de yuvası Dinamo'ya dönmek zorunda kalmış. Bu arada oyuncuyu bir dönem Beşiktaş'ın da istediğini ancak bu transferin gerçekleşmediğini de belirtelim.

Bugüne kadar 26 kez Romanya'nın alt yaş kategorilerinde, 8 kez de A kategorisinde milli takım forması giyen Marius Alexe geçtiğimiz sezonu Dinamo Bükreş'te geçirdi ve sakatlığını tamamen atlatmış bir futbolcu görüntüsü verdi. Oynadığı 26 lig maçında 6 golü ve 4 asisti var. Bu rakam az gibi gelebilir ancak bu maçların tamamında ileri uç oyuncusu olarak oynamadığının altını çizelim. Marius Alexe, çok yönlü bir oyuncu. Santrafor olarak futbola başlamış ancak zamanla sol forvet ve forvet arkası pozisyonlarında da görev almış. Geçen sene de çeşitli maçlarda bu üç pozisyonda birden kullanıldı. Sol forvet oynuyor ancak solak değil. İki ayağını da çok iyi kullanabiliyor. Çok net şutları var. Kenarda oynarken süratinin verdiği avantajı kullanıyor. Teknik kapasitesi ve sürati en kuvvetli yönleri. İvmeli bir oyuncu. Çevik yapısı sayesinde ikili mücadelelerde ve topla driplinglerinde çok etkili olabiliyor. Mesafe ve açı gözetmeksizin kaleyi yoklayabiliyor. Ayrıca hava toplarında da çok etkili bir oyuncu. Hem ideal santrafor ölçütlerini karşılayabiliyor, hem de kenar forvet ve forvet arkası gibi oynayabildiğim için teknik direktörüne maç içinde oyuncu değişikliği yapmadan hamle şansı tanıyor.

Kardemir Karabükspor'un istikrarlı ve üst düzey bir futbolcu aldığını ve bunu çok küçük bir meblağ karşılığında gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz. Marius Alexe eğer bir talihsizlik yaşamazsa adından çok söz ettirecektir. 

Kulübün diğer transferlerine baktığımızda genel olarak tecrübeli ve lig için kaliteli oyuncuların kadroya katıldığını, alternatifli bir kadro oluşturulduğunu söyleyebiliriz. Gelen oyuncular daha önceki kariyerlerinde şampiyonluklar yaşamış, formasını giydikleri kulüpleri Süper Lig'e taşımış isimler. Yani kazanmaya alışkın ve bu yarışın stresini kaldırabilecek oyuncular tercih ediliyor. 

Bu transferler, Karabükspor'un yeniden Süper Lig'e çıkmak için ne kadar istekli olduğunu gösteriyor. Bu şekilde iddialı birkaç transfer daha göreceğiz. İlerleyen senelerde de kendisiyle birlikte takımı da büyütecek, takımın Emmanuel Emenike'den İshak Doğan'dan aşina olduğumuz vitrin karakterine uygun oyuncular tercih edilecek. Bunun için elbette organize bir scouting çalışması da yapılacaktır. Ben bu takımın PTT liginde misafir olduğuna gönülden inanıyorum. Tecrübeli yönetim, tecrübeli teknik ekip ve doğru oyuncu kimyasıyla bu işin olmaması için hiçbir neden yok.Tek ihtiyaç taraftarın koşulsuz desteği, sabrı ve güveni. Taraftar üzerine düşeni yaptığında neler olduğunu tüm Türkiye gördü. Bir daha neden olmasın?

9 Temmuz 2015 Perşembe

Nadir Çiftçi'nin Celtic Transferi Üzerinden Avrupa'daki Türklere Dair


Bu yaz, Türk futbolcuların Avrupa için transferleri açısından oldukça verimli geçiyor. Gerek halihazırda Avrupa'da oynayanlar, gerekse de Türkiye'den Avrupa'ya gidenlerle ilgili hemen her gün yeni bir haber alıyoruz. Bugün de Nadir Çiftçi'den böyle bir haber geldi.

Nadir Çiftçi, Hollanda'da yetişmiş bir gurbetçi. Onu önce Portsmouth takımında tanıdık. Portsmouth'ta oynarken ilk kez A milli oldu. Ardından Kayserispor'la Türkiye ligine giriş yaptı fakat burada başarılı olamadı. Ardından Hollanda'ya NAC Breda'ya transfer oldu. Orada da vasat geçen bir sezonun ardından soluğu ilginç bir şekilde İskoçya'nın Dundee United takımında aldı. Dundee'de iki sezon oynadı ve müthiş bir grafik sergiledi. 82 resmi maça çıkıp 33 gol 21 asist üretti. Bu başarısı da ona İskoçya'nın şu anki
en yüksek profilli kulübü Celtic'in kapılarını açtı. Celtic, bugün yaptığı açıklamayla 23 yaşındaki Nadir'i dört yıllığına kadrosuna kattığını duyurdu. Bonservis ücreti 2.1 milyon Avro... Nadir'in başarısız dönemin ardından yaptığı çıkış takdire değer.

Bu yaz Avrupa'da transfer yapmış diğer oyuncuları kısaca bir toparlayalım

Arda Turan / Atletico Madrid -> Barcelona
Enes Ünal / Bursaspor -> Manchester City
Batuhan Altıntaş / Bursaspor -> Hamburg
Atınç Nukan / Beşiktaş -> RB Leipzig
Doğan Erdoğan / Samsunspor -> LASK Linz
Cerem Talha Dinçer / Başakşehir -> Villarreal B (kiralıktı ve opsiyonu kullanıldı) 

Ayrıca Rizespor'la sözleşmesini fesheden Sezer Özmen'in Mouscron'a, Bursasporlu Ozan Tufan'ın da Valencia'ya transferleri söz konusu. Erciyessporlu Oğulcan Çağlayan için de baz söylentiler mevcut.

Bu bolluğun altında hiç şüphesiz Türkiye'de yabancı oyuncuya getirilen serbestlik de yatıyor. Türk oyuncular yurtdışında daha iyi bir eğitim alıp daha üst düzey futbolcular haline gelecek. Bu şüphe götürmez bir gerçek. Mesela bir Atınç'ın, Ralf Rangnick'in rahle-i tedrisatından geçtikten sonra nasıl bir stoper olacağını hayal etmek bile heyecan verici. Senelerdir neyi bekledik, anlamak mümkün değil. Umarım ki bu örnekler her geçen sene artarak çoğalır.

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Arda Turan Barcelona'da


Haftalardır beklenen haber bugün gerçekleşti. Önce Ahmet Bulut açıkladı, ardından Barcelona'nın sosyal medya hesaplarında duyuruldu. Arda Turan artık Barcelona'nın futbolcusu...

Sözleşme 5 yıllık. Barcelona, Atletico Madrid'e tam 41 milyon Avro ödedi Arda'ya formasını giydirebilmek için. Galatasaray bu transferden herhangi bir yetiştirme bedeli alamıyor. Arda başka kulübe kiralanabilecek veya Barça'nın transfer yasağı sebebiyle altı ay boyunca sadece idmanlara çıkmakla yetinecek. Barcelona'da göreve gelecek olan yeni yönetim isterse 20 Temmuz'a kadar 30.6 milyon Avro karşılığında Arda'yı Atletico Madrid'e satabilecek.

Blogda Arda Turan'a tepki gösterdiğim çokça yazı mevcuttur. Haksızlığa uğradığında onu savunduğum yazılar da vardır ancak bakıyorum da genelde Arda'ya tepki göstermiş, kızmışım. Fikrim halen değişmiş değil elbette. O dönemin şartlarında Arda bana göre çok büyük hatalar yapmış ve özellikle de Galatasaray'a zarar veren bir oyuncu olmuştu. İspanya transferi hem ona hem de
Galatasaray'a yaradı. İspanya'daki Arda Turan profesyonelliği, yabancı milletlerden oyuncularla bir arada uyumla çalışmayı ve aslında "yabancı olmayı" öğrendi. Atletico Madrid'le müthiş bir istikrar yakaladı. Önemli başarılar elde etti. Arada Türkiye'ye geldiğinde bana göre yine saçma laflar ettiği de oldu (faizler düşmeli konusu en başta) ama futbolculuğunu çok çok ilerilere taşıdı. Barcelona'ya da sonuna kadar hak ederek gitti. Umarım ki başarılarını sürdürür.

Bu transferi bir başka açıdan daha okumak lazım. Arda Turan Barcelona'ya transfer oldu diye geçiştiremeyiz. Altyapı eğitimini Türkiye'de alan bir oyuncu dünya üzerindeki en büyük 2-3 kulüpten birine transfer oldu diye düşünmek lazım. Bu hakikaten muazzam bir durum. Tabii ki bu transfer Türkiye'deki altyapıların mükemmel olduğu anlamına gelmez. İyi bile değiller. Arda gibi bir yetenek 15-20 yılda bir çıkar ve gider. Ama bunun bir alışkanlık haline geldiğini düşünelim. Sadece Arda değil, altyapısını Türkiye'de almış beş altı tane daha futbolcunun böyle zirve kulüplere transfer olabildiğini düşünelim. İşte o zaman Türk futbolu kurtulur.